Once Upon A Time In My Life - III

Perşembe, Haziran 04, 2009 H.Aziz Kayıhan 2 Yorum

Bu yaşıma kadar 5 defa hastaneye yatırıldım. Birini hiç hatırlamıyorum zira 3 günlük iken yatırılmıştım Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ne. 2 ay gibi uzun bir süreden sonra ancak ayrıldım hastaneden. Bugünkü karaciğer sorunlarımın hepsi de o günlerden miras'tır bana. Zira söylendiği üzere benim yaşamam bile mucize imiş. Ne var ki "Madem yaşayacaksın, al o zaman bu ömür boyu seninle olacak" diye bir adet Gilbert Sendromu vermişler yanıma...

Sonrasında ise 3 defa bağırsak iltihabından 1 defada burnumdan geçirdiğim operasyon sebebiyle hastanedeydim. İlk seferinden sonra tekrar hastane yollarına 6 yaşında düştüm. İşte hayatımda geçirdiğim en güzel günlerden biri bu yatışımın ikinci sabahı başladı...

Gözlerime inanamadığım bir manzara vardı pencerede. Manzarayı görürmez o şaşkınlıkla, yanı başımda duran ve tüm gece uyumayan anneme yönelttim soruyu:

Aziz: Anne! Gökyüzü neden böyle iki renkli, ne oluyor?
Perinur: (gülümsedi ve) Sabah oluyor güzel oğlum benim. Güneş doğmak üzere. Daha önce hiç sabah bu vakitte uyanık olmadığın için görmedin tabi. Güneş doğmaya yaklaştıkça gökyüzü güneş'in rengi ile sararmaya başlar, tüm doğu ufku bu rengi alır.
Aziz: Ne kadar güzel... Anne ben her sabah kalksam bunu böyle görür müyüm?
Perinur: Görürsün tabii ki...


Evet sadece sabah oluyordu aslında. Ama ne kadar mutluydum ki, anlatamam; ne sözler yeter buna, ne deyimler... Hayatımın en sevdiğim kadını ile hayatımın ilk gün doğumuna şahit oluyordum...

Yaklaşık iki yıl öncesinde, henüz 4 yaşımdayken de yine buna benzer bir şey yaşamıştım. Bu sefer beni büyüleyen inanılmaz çok sayıdaki yıldızlardı. Niye aynı yerde toplanmışlardı ki...

Aziz: Baba, yıldızlar neden burada daha çok?
Mehmet Ali: Orası bizim galaksimiz. Yani bizim güneşimiz gibi, diğer güneşlerin, yani yıldızların, beraber bulundukları bir yer. Galaksimizin adı ise Samanyolu. Biz de onun içindeyiz. Buradan bakınca sen onun bir kısmını görmüş oluyorsun, o yüzden orada yıldızlar daha çok...
Aziz: Neden Samanyolu demişler ona?
Mehmet Ali: Bizler kağnı ile saman çöplerini taşıdığımız zamanda, tabi kağnı sallana sallana gittiği için saman çöplerinin bir kısmı üstten hep yola dökülürdü. O yolu ay ışığında geçtiğinde toprağın arasında parlayan saman çöplerini görürdün. İşte samanyolu tıpkı o görüntüye benzer...


Ben sordum, anlattı da anlattı babam o gün: Yıldızlar, galaksiler, evren. Benim evren tanımlamam da o gün gelişti, Edwin Hubble'dan 69 yıl sonra.

Ve bu her iki günde de Annem ve Babam birer bilge olmuşlardı gözümde. Kahraman gibiydiler adeta, her şeyi bilen. Her ikisi de cevabı verdiklerinde yaklaşık olarak aynı yaşta idiler: 48.

Bugün bile aynılar gözümde. Astronom olmamı sağlayan, o ışığı bana veren birisi varsa o babamdır, bir çok noktada bildiği "herşeyi" aktardığı ve anlattığı gibi... Bugün hayata ne kadar anlam katabiliyorsam ve gün be gün ne kadar mutlu isem bu da annemin mirasıdır bana.

Ben ne yapsam ne etsem sizin hakkınızı ödeyemem bunu biliyorum... Ama sizi çok seviyorum! Hep mutlu kalın...



(Fotoğraflar: guyfromczech, amylrun)

2 yorum:

lemanice dedi ki...

çok güzel... geçirdiğin hastalıklar diğl tabi yazın çok güzel:))allah uzun ömürler versin anneciğine ve babana.mutlu hafta sonları diliyorum.

Zizà dedi ki...

Çoook, çook teşekkür ediyorum. Hepimiz için güzel günler olsun gelecek...