The Return!


Bir geri dönüş olsun istedim. Yazmak her zaman en güzel terapi idi. Hep böyle başladı zaten, kelimeler, cümleler, hikayeler... O zaman biraz daha yazmak lazım!

Ben geldim!

Penceremde kar... #snow #Kayseri #winter #blogger

Penceremde kar... #snow #Kayseri #winter #blog #blogger


Yukarıda gördüğünüz instagram fotoğrafıma http://ift.tt/1REjlUd linki aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Tüm instagram fotoğraflarım için instagram sayfamı ziyaret edebilirsiniz!

Bu blog girdisi otomatik olarak IFTTT tarafından oluşturuldu.

Once Upon A Time In My Life - XVI

2014 <- 2015 -> 2016




Bir yıl daha bitiyor ve ben yine kendi aynamdan kendime bakıyorum. Yaşadıklarım, mutluluklarım, acılarım... 2015 şimdiye kadar geçen yılların arasında en zoru, en çok benden, kalbimden çalanı olarak veda etti...

2015 tüm bu seri içerisinde zamanında yazılmayan ilke derleme oldu, ve bu gecikme kasten benim tarafımdan yapıldı. Bir kısmını hatırlamak istemedim çünkü. Ancak, her geçen yıl gibi, acı ya da tatlı, o da geçti. Güzel şeyler de olmadı değil, oldu. Ancak bu sene benim çocukluğumun büyük bir kısmını aldı götürdü benden...

Cappadocia in the morning... #blogger Made with #Pixlr

Cappadocia in the morning... #blog #blogger Made with #Pixlr


Yukarıda gördüğünüz instagram fotoğrafıma http://ift.tt/1IhpvT5 linki aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Tüm instagram fotoğraflarım için instagram sayfamı ziyaret edebilirsiniz!

Bu blog girdisi otomatik olarak IFTTT tarafından oluşturuldu.

Saying hello!










Saying hello! #blog





Yukarıda gördüğünüz instagram fotoğrafıma http://ift.tt/1ytFjeL linki aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

Tüm instagram fotoğraflarım için instagram sayfamı ziyaret edebilirsiniz!



Bu blog girdisi otomatik olarak IFTTT tarafından oluşturuldu.

Yey! First day of spring! Flowers and all.... So # happy. #blogger #spring #Kayseri

En son instagram fotoğrafım. Tüm instagram fotoğraflarım için instagram sayfamı ziyaret edebilirsiniz!

Yey! First day of spring! Flowers and all.... So # happy. #blog #blogger #spring #Kayseri



Bu blog girdisi otomatik olarak IFTTT tarafından oluşturuldu.

Ülkemden İnsan Manzaraları (Ya da ülkemin geldiği hâl)

Bundan bir kaç yıl öncesinde, kuzenim Almanya'dan Türkiye'ye ziyarete geldiğinde, Almanya'dan artık sıkıldığını ve Türkiye'ye dönmeyi düşündüğünü belirtti. Dönmek için elinde bir çok sebep vardı, öne çıkan bir kaç tane söylese de: Almanya'nın eskisi gibi olmadığı, gurbetçinin artık Türkiye'de bir gelecek kuramadığı, Almaya'da Türk, Türkiye'de Alamancı olduğu...


Türkiye'ye dönmenin artık zor olmadığından ve Almanya'da yaptığına benzer işler yapabileceğinden de belirtti. Aklına geliveren ilk şeyler, bir yerde güvenlik olarak çalışmaktı.  Fakat, ne kadar gelmek istese de geri, emin değildi... Bu kararsızlığı tetikleyen tek sebep Türkiye'de "kraldan çok kralcı" olan insanların olmasıydı ve şunları söyledi: "Düşünsene, Hasan, geldim, girdim bir kuruma ve güvenlik olarak çalışıyorum. Almanya'da benim bir işim ve belli kurallarım vardır, ben o kurallara tabi kaldığım müddetçe kendi işimin sorumlusu benimdir. Ama Türkiye'de böyle mi?! Patronundan çok güvenlik amirine karşı sorumlusun ve o ne derse o! Benim işimin ne olduğunun önemi yok..."

Az önce yaşadığım olay bana bizzat bunları hatırlattı:

Saat gece 3.30 ve Erciyes Üniversitesi TOKİ nizamiyesinde bir araç içeri girmek istiyor. Eğer aracın Erciyes Üniversitesi OGS'si yoksa, kişi ehliyetini ve ruhsatını, bilgilerinin kaydedilmesi için ibraz etmek durumunda. Bu durumda ki insanların da aynı zamanda şehrin başka bir bölgesine kestirme geçiş yapmasını engellemek için girdiğin kapıda ehliyetin alınıp, bir ziyaretçi kartı veriliyor ki, girdiğin yerden çık, üniversiteyi kestirme olarak kullanma.

Güvenliğin tarifinden anladığım kadarı ile kapıya arabası ile gelmiş kişi, üniversitenin içinden geçip Talas caddesine çıkmak istiyor (bunu sonrasında bizzat kendisi de belirtti). Uzun ısrarlara dayanamayan güvenlik sonunda "Tamam kardeşin, acil bir durum varsa madem, ehliyetini ver kaydını alayım sonra git". Adam'ın ruhsatı vereceğim ısrarına güvenlik sürekli olarak "bak, arkadaşım ehliyeti de vereceksin ruhsatı da" diye yanıt veriyor ve öldürücü replik adamdan burada geliyor: "Ya arkadaş, ehliyet yok benim, al ruhsatı kaydet, plakayı da vereyim...."

Böyle bir noktada ben güvenliğin polis çağırmasını yeğlerdim, onlar yapmadılar. Ama olayın sonuna doğru durum iyice komik bir hâl almaya başladı. Adam "Ben seni yarın şikayet ettirmesini bilirim!" diyerek güvenliği tehdit etti ve kısa bir süre sonra oradan ayrıldı.

Kraldan çok kralcı mıyız, yoksa sorunumuz çok mu daha büyük, bunu size bırakıyorum.