18 Nisan 2010

Once Upon A Time In My Life - IX

Pazar, Nisan 18, 2010
2002 yılında Turgut Özakman'ın "Ah Şu Gençler" oyununu aldık elimize. Oyun güzel hoş da, metin çalışmaları sırasında dikkatimizi çeken bir şey vardı: Konvers (Converse)!

Oyundan bir alıntı:
"1. Oyuncu: Şimdi, anlayışlı, kavrayışlı bir arkadaşımızı izleyeceğiz.
Kız: (Tepinir) İsterim, isterim, isterim..
Baba: Ne istiyor bu?
Anne: Lastik pabuç.
Kız: (Tepinir) Değil, değil, değil..
Baba: Ya ne?
Kız: Konvers!
Baba: Buyur?
Kız: (Tepinir) Konvers, konvers, konvers..
Baba: (Anne'ye) Hani lastik pabuçtu? Başka bir şey diyor bu!.
Kız: Daha konversin ne olduğunu bilmiyor. (Tepinir) Ölmek, ölmek, ölmek istiyorum!
Baba: Ne olduğunu ne bileyim evladım, kuş mu, çiçek mi? Söyle de öğreneyim.
Anne: (Yine sakin) Lastik pabuç.
Kız: (Vurgular) Konvers!
Anne: Senin anlayacağın söylediği marka lastik pabuç.
Kız: İsterim, isterim, isterim!
Baba: Emme basma tulumba gibi niye tepiniyorsun a canım, lazım, madem o marka pabuç gerekli, baş üstüne. Bugün aylığımı zamlı aldım zaten, Allaha bin şükür, tam 1000 lira, yaaa kaçaymış bu pabuçlar?
Anne: 250 lira
Baba: Düzineyle mi satıyorlar meredi?
Anne: Bir çifti 250 Lira!
Baba: Aman kızım, sen bu pabuçları giyince, yüz metreyi on saniyenin altında koşacaksan, helal olsun, boğazımızdan,keser yine alırız. Niye istiyorsun sen bu pabuçları?
Kız: Filiz'in var, Şeniz'in var, Yeliz'in var, Hale'nin var, Jale'nin var, Lale'nin var...
Baba: Bizim de harcımız var, borcumuz var, kiramız var... Ama peki, alacağım!
1. Oyuncu: İki ay sonra bir akşam üstü.
Baba: Hanım, gel gel, bak, kızımızın istediği pabucu aldım. (Konvers'i çıkanr)
Anne: Hiii... kız haklıymış tepinmekte, ne güzel pabuç bunlar böyle...
Baba: Kızım, yavrum, gel gel, bak sana ne aldım.
Kız: Ne aldın?
Baba: Bak.
Anne: Bak. (Konvers'i gösterirler)
Kız: (Soğuk) Aaaa, e bu Konvers.
Baba: Ya, ya, Konvers ya, sonunda başardım aldım kızım.
Kız: Ama Konversin modası geçti baba, şimdi Nayk moda, Nayk, çok geç kaldın.
Baba: Şimdi de ben, ölmek, ölmek, ölmek istiyorum."

Hiç birimiz bilmiyorduk Konvers'in ne olduğunu. Ne var ki bunu bilmeyen tek biz değildik. Bizim neslimizin o yıllarda böyle bir şeyden haberi yoktu. Annelerimize, babalarımıza sorduk onlar cevap verdiler...

Aradan 8 sene gibi bir süre geçmiş. Şimdi her yerde Konvers görebiliyorsunuz. Herkesin ayağında, her dükkanda... İşin garibi fiyatları aşağı yukarı aynı. Kimbilir belki biraz daha pahalı.

Biz liseyi okuduğumuz yıllarda gerçekten de Nayk (Nike) moda idi. Herkes (çok gereksizce) Nayk almak için birbiri ile yarışıyordu. Kimbilir, belki 3-5 seneye yine biter bu Konverse modası ve belki yine Nayk moda olur. Ama mantıkta hiçbir şey değişmez...

14 Nisan 2010

Once Upon A Time In My Life - VIII

Çarşamba, Nisan 14, 2010
Rüyalardan muhabbet açıldı bugün. Dün gece ilginç bir rüya gördüm: Çok sür'atli giden bir araba ile virajda savrulduktan sonra yaklaşık 2 km'lik bir uçurumdan aşağı uçmaya başladık. Bir yandan rüyada olup olmadığımı anlamaya çalışırken, öte yandan hâlâ uyanmadığım için gerçekten öleceğimi düşünmeye başladım... Sonrasında gözlerimi açtığımda ilginç bir hastanede olduğumu fark ettim. Meğer aylarca komada kalmışım. Bana ameliyat resimlerini falan gösteriyorlardı...

Bunun üzerine gördüğümüz korkunç rüyaları hatırladık. Hatırladık dememin sebebi korkutuculuk seviyesi yüzünden hâlâ aklımızda kazılı kalan rüyalardan bahsetmemiz.

Sonra birden 5 yaşıma döndüm. Bilemiyorum, belki de daha küçüktüm. Çivril'e annemlerin öğretmen arkadaşlarını ziyarete çok sık giderdik o dönemde... Tabi her gidişimiz en az 2 gün olurdu.

Yine ziyaretlerimizden birinde, gece annem ve babamla birlikte salonda yatıyordum. Ben annemle birlikte yer yatağında, babam ise kanepe de...

Gördüğüm rüyayı unutmuyorum: Ormanda dolaşıyordum. Etrafımda bir sürü ceylanlar vardı... Ormanda dolaşırken bir çeşme buluyorum ve su içmeye başlıyorum derken birden bir sürü hayvan kaçışmaya başlıyor... "N'oluyor?" diye soruyorum, "aslan geliyor, kaç kurtar kendini" diyor hayvanlardan birisi. Bir anda korkuyorum, sonra aslanın kükremelerini duymaya başlıyorum... İyice korkmuş bir şekilde uyandım birden. Anneme "anne, aslan, aslan geliyor!" dediğim hatırlıyorum.

Annemin cevabı o anda beni çok rahatlatmış olsa gerek lakin şu anda epey güldürüyor: "Korkma oğlum, aslan falan yok. Baban o! Baban horluyor, uyu sen..."

13 Nisan 2010

7,5 Milyon Ağaç

Salı, Nisan 13, 2010

30 Mart 2010 günü, 2 milyon nüfusu bulunan bir ülke bir günde 7,5 milyon ağaç dikti. Şaka falan yapmıyorum. Nüfusa oranla, kişi başı 3,75 ağaç dikildi bir günde.

Makedonya'da başlatılan ve bir kaç yıldır devam eden bir proje "Ağaç Günü (Ден На Дрвото) - Geleceğinizi Dikin" projesi. Ülke yönetimi tarafından tatil edilen bu günde herkes, ülke çapında belirlenen çeşitli yerlerde ağaç dikmeye yönlendiriliyor. Öğrenciler öğretmenleri eşliğinde kendilerine ayrılan bölgelere ağaç dikiyorlar. Ayrıca her şehirde sabah 9'dan akşam 4'e kadar ücretsiz otobüs kaldırılıyor ağaç dikim bölgelerine, şehirlerin belli yerlerinden.

Bu sene ben de oradaydım ve 41 adet ağaç diktim. Sonra biraz düşünmeye başladım, aynı şey Türkiye'de yapılabilir miydi diye...

Makedonya ekonomik durumu Türkiye'den kat ve kat daha kötü olan bir ülke. Fakat tüm bu projenin lojistiği ve planlaması düşünüldüğünde (fidanların halka ücretsiz verildiğini belirtmem gerekiyor) inanılmaz bir çalışma...

Peki iki milyon nüfusu ile Avrupa'nın küçük bir ülkesi olan Makedonya bu projeyi başarabildi ise Türkiye neden başaramasın?

Türkiye'de buna benzer bir proje ile bir günde 300 milyon ağaç neden dikilemesin! Hiç de zor değil. Gelecek neslimize güzel bir Türkiye bırakmak istiyorsak, neden kolları sıvamıyoruz???

KAYIHAN.org

Salı, Nisan 13, 2010
Üçkağıtçı bir domain firmam var efendim. Şu anda kullandığım mevcut hostingler ve alanadlarımın büyük bir çoğunluğu onlar üzerine kayıtlı. Firma adı vermek istemiyorum lakin, bu sevgili firma benim ödemelerimi takip etmeyip Kayihan.net'i başkasına kaptırınca, 3 ay kadar bir süre websiteme erişim sağlanamadı. Tabi bu süre zarfı boyunca aziz@kayihan.net e-posta adresi de inaktif kaldı.

Domain firması ile bazı konularda mutabık kaldık ve bana kayihan.org alan adını sağladılar. Kayihan.net'i de geri almaya çalışıyoruz. Umarım en geç bir haftaya kadar bu durum da çözülmüş olacak. Ancak şimdilik www.kayihan.org adresinden web sayfama ulaşabilirsiniz. Tabi halen en son bıraktığım hali ile duruyor.

Yakın zamanda kendimi güncellemem dileği ile...

Dönüş

Salı, Nisan 13, 2010
Nihayet döndüm efendim! Uzun süren bir ayrılık sonunda yine buralarda olacağım... Bu esnada yeni hikayeler edinildi, sizlere aktarılmak üzere...

Eski kalan konulara da, en kısa zamanda dönüşümü yapacağım...

Hepinize tekrar Merhabalar....

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza