11 Eylül 2010

Şaşıran Diyaloglar - IV

Eylül 11, 2010
Prag'da 100 Türk

Yine Prag'dayız. Bizimle beraber Almanya dönüşü Prag'a gelen arkadaşlardan birini yolcu edeceğiz. Hava alanına giden otobüslerin gardan da kalktığını öğrenince gara geldik ancak döne döne bulamadık otobüsün nereden kalktığını.

Sonunda bir kafedeki çalışana sorduk bir şekilde tarif etti. Biz onun söylediği yere gittik ancak ne durak var ne otobüs, otobüsün kalkmasına da 10 dakika var. Derken orada konuşmakta olan orta yaşlı 3 kişiye sormak istedim:

Aziz: Do you speak English?
Adam: English..? English..? Abi İngilizce bilen var mı??*
Aziz: (şaşırarak) Sorun değil abi, Türkçe de anlaşırız...
Adam: (şaşırarak) Vay! Sorun nedir delikanlı?
Aziz: Abi biz hava alanına giden otobüsler nereden kalkıyor onu arıyoruz da, birisine sorduk burayı tarif etti...
Adam: Onlar buradan kalkmaz yahu, dur bakalım... İsmail! İsmail!!
(50 metre ileriden İsmail gelir) Bu arkadaşı Ahmet abine götür bakayım, hava alanı otobüslerini soruyor o bilir.

Oradan etrafta duran otobüslerin oraya dolandık ki, ortalık Türk kaynıyor. Meğer orası İstanbul otobüslerinin hareket ettiği yer imiş..

Orada Ahmet abiyi bulduk. Ahmet abi bize bir güzel tarif etti nereden bineceğimizi. Prag'da bir Çek'ten değil de bir Türk'ten yer-mekan öğrenmiş bir şekilde gittik, arkadaşımızı uğurladık...

*: Türk'ün yardımseverliği de işte budur. Şimdiye kadar kimlere sordum İngilizce biliyor musunuz diye, bilmese bile kimse sağda solda İngilizce bilen aramadı... :)

Şaşıran Diyaloglar - III

Eylül 11, 2010
Prag'da 5 Türk

Şaşıran diyalogların çıkış temasına uymasa da benim dahil olduğum şaşırtıcı bir diyalog olunca yazma gereği hissettim. İşin açığı, yazma gereği hissetmekten çok "bunu yazmasam olmazdı."

Gün içinde Almanya'daki kamptan döndük Prag'a. Akşama kadar da tüm günü bizimle birlikte Prag'a geçen arkadaşlarla geçirdik. Yani yorgunluk diz boyu. 

Tüm bu koşuşturmacalı günün ardından kaldığımız hostel'e geri döndük ve saat 23 gibi uykuya koyulduk. Uykuya koyulduk koyulmasına ancak 20-25 dakika sonra koridordan gelen gürültülerle uyku haram oldu. 

Bunun üzerine tuvalete gitmeye karar vermiştim ki, konuşanların yan odada kalmaya gelen 5 Türk genç olduğunu fark ettim.

Aziz: İyi geceler arkadaşlar!!!
Gençler: (hepsi birden şaşırmış bir şekilde) Aaah, nasıl yaa??? Merhaba abi...
Aziz: Merhaba, hayırdır nereden?
Gençler: Denizli...
Aziz: Bak bir de utanmadan hemşehri çıktınız.
Gençler: Yok canım artık! Abi kekleme bizi şimdi...
Aziz: Ben size depdururum da inanmeyozanız nedevem ben? (Denizli Ağzı: Ben size söylüyorum ama inanmıyorsanız ne yapayım?) Denizli'de nereden?
Gençler: Biz Çallıyız abi. Sen?
Aziz: Ben Tavaslıyım.
Gençler: Hadi canım, bizim bir arkadaş daha var o da Tavaslı, aşağı indi şimdi.
Aziz: Yok ya, nereden?
Gençler: Pınarlık'tan
Aziz: Ben Garipköy'denim. Neyse gençler, bizim bugün yol uzundu, size iyi geceler. Yarın görüşürüz o halde...
Gençler: İyi geceler...

05 Eylül 2010

Mutluluk

Eylül 05, 2010
Hiçbir şeyin anlamı olmayabilir bu hayatta, bir köşeye bırakılmış bir kaç satır mutluluktan başka...
...ve bu mutluluklar yıllara kazınır...


04 Eylül 2010

Soru İşaretleri

Eylül 04, 2010
Dolanıyorum... Terk edilmişlik kokuyor adım attığım yerler. Sağa sola bırakılan notlar var. Neşe yok artık. Gitmiş. Gülücükler gitmiş. İnsanlar gitmiş...

Hâlâ dolanıyorum... Anlamsızlığa anlam yüklemeye çalışıyorum. Sağda solda paketlenmiş eşyalar, normalden farklı dağınıklık ve sessizlik her şeyi haykırıyor ve ben duymazlıktan gelip dolanıyorum...

Duvarlar sesleniyor: "Sen de gidiyorsun. Bırakıp anılarını bizlerle sen de gidiyorsun..."

Ağlamaklı bir halde yeni anıları düşünüyorum o anda. Beni kurtarırlar diye... Yeni anılara bakmaya çalışıyorum: Ankara'da, İrlanda'da ve/veya Dünya'nın herhangi bir yerinde.

Güzel olacak... Her şey hepimiz için çok güzel olacak.

Bu kapanan ne ilk sayfa idi ne de son. Fakat şimdiye kadar ki en güzel sayfa idi... Gelecek anılar güzel lakin üzüntüm de bundandır...

04 Temmuz 2010

Destek

Temmuz 04, 2010
Bu bloga bir gün böyle bir yazı yazmak aklıma gelmezdi. Kötü bir şey yapmıyorum tabi şu sırada, sadece ilginç geliyor.

Her yaz başında yaz planlarımı yazardım buraya. Fakat, hep planları yazdığım için sonrasında bir şeyler eksik olurdu. Bu sene kesinleşmesini bekledim yaz planlarımın ve kesinleşti de...

Bir iki güne kadar adım adım yazacağım planlarımı. Fakat her sene yapmam gerektiği gibi bu sene de biraz burs toparlamam lazımdı. Koşturmacanın içerisinde buna pek fazla vaktim kalmadı. Prague'da SGC 2010'u organize etmemizin yanında bir de IAC 2010 var. SGC ne kadar IAC ile ortaklaşa düzenlense de, iki kongre bir çok noktada bunlardan ayrılıyor. Ve masraf olarak da 1 SGAC üyesi dışında diğer üyeler katılım ücretlerini, konaklama ücretlerini kendileri karşılamak durumunda...

Bunun yanında katılacağım, gideceğim bir kaç yer daha var ve birazcık borçta olduğum düşünülerek bağış toplamaya karar verdim.

Herhangi bir miktar, bir hedef yok kafamda ancak 3-5 liranın bile yararı olacaktır.

Bu iletinin sonunda veya sağ sütundaki "Donate" butonuna basarak katkı sağlayabilirsiniz...

Yardımcı olamayacak olsanız dahi teşekkür ederim hepinize...

Sağlıcakla...


Not: Katkı sağlanan miktarı ve katkı sağlayanları (istemedikleri durumlar hariç) buradan yayınlayacağım.

25 Haziran 2010

Bir Hafta

Haziran 25, 2010

  • Pazar akşamı Kayseri'den İzmir'e yola çık.
  • Pazartesi sabah İzmir'de sempozyuma katıl.
  • Pazartesi öğleden sonra İzmir'den Denizli'ye geç.
  • Pazartesi akşam Denizli'ye ulaş.
  • Pazartesi gece ailene hayatınla ilgili tüm planları pat diye söyle.
  • Aynı zamanda yazın onlarla olamayacağını da söyle.
  • Salı sabah kusarak uyan.
  • Babanla vize için gerekli evrakları toparlamak için dışarı çıkama bu yüzden.
  • Evde kal kusmaya devam et.
  • Her şeye rağmen 13.00 otobüsü ile İzmir'e geç.
  • Otobüs'te ateşin çıksın üşü.
  • Güneşten başın ağrısın, hayat çekilmez olsun.
  • İzmir'e in otogardan Çankaya'ya servise bin.
  • Baş ağrın geçene kadar arkadaşlarınla otur, sonra gez.
  • Helecan sahibesi ile tanış.
  • Çok kısa bir süre birlikte ol, gün yağmurla bitsin, sırılsıklam ol.
  • Eve git, vize formunu doldur.
  • Sabah kalk, Vize için belgeleri tamamla.
  • Bir yandan şakır şakır yağmur yağsın ıslan.
  • Vize görüşmesi için Bornova'dan Balçova'ya git.
  • Kadın daha fazla belge istesin.
  • Aynı gece Denizli'ye geç.
  • Sabah Pamukkale'ye git, gez.
  • Aynı gece İzmir'e gitmek üzere servise bin.
  • Serviste uyu, otogara gel.
  • Otobüste uyu, İzmir'e gel.
  • Serviste uyu, Balçova'ya gel.
  • 1,5 saat açık internet cafe ve/veya baskı merkezi ara.
  • Konsolosluğa git, kadın başvurunu alsın.
  • Babanın lise arkadaşını ziyarete git.
  • Servise bin, serviste uyu, otogara gel.
  • Otobüse bin, otobüste uyu, Denizli'ye gel.
  • Servis'e bin eve gel.
  • Blog yaz.
Arada bunların daha kere dahaları var ki ben atladım.Bir gün kaldı bu mevcut haftadan geriye.. Yatmayı düşünüyorum.

Sağlıcakla...

27 Mayıs 2010

5 Yaşında İlkokul Mezunu

Mayıs 27, 2010
İçimden Geldiği Gibi anlatıyordu, sonra babamın bir hikayesi aklıma geldi benim de...

İnsanların nüfusta daha büyük olması sık sık karşılaştığımız bir durum. Fakat babam bir dönem öğrencilerini mezun etmek üzere öğrencileri ile ilgili kimlik bilgilerini derlerken ilginç bir durumla karşılaşıyor: Öğrencilerinden birisi 5 yaşında! Yani nüfusta görünen bu.

Araştırıyor, bir yanlışlık olabilir mi diye ama sorun Nüfus İdaresinde: Çocuğun kayıtta doğum yılı yanlış yazılmış ancak kimse ilgilenmemiş bu durumla daha önce. Babamın sıkıntısı ise 5 yaşında bir çocuğa diploma hazırlayamayacak olması...

Sonuç olarak sorun çözülüyor ancak çocuk diplomasını ancak 6 ay sonra alabiliyor...

26 Mayıs 2010

23 Mayıs 2010

Görüntü

Mayıs 23, 2010
Bazen keşke her şey göründüğü gibi olsa diyorum. Bazı şeyleri isteyince hemen yapayım. Yanımda yürüyecek yoldaş bulayım.

Sonra etrafımda bir hendek olduğunu fark ediyorum. Cesareti olan atlayıp geliyor ne güzel. Ancak büyük bir çoğunluk ya korkuyor bu hendekten, yada hendeğe düşüp kaybolup gidiyor... Keşke o hendekten korkanlar o hendeği görebilseler...

02 Mayıs 2010

Bahar...

Mayıs 02, 2010


Baharın ilk ışıklarını gördüğümde mutlu olduğum günler geldi aklıma...
Baharın ilk ışıklarını gördüğümde, mutlu olduğum günler geldi aklıma...

Ne İzliyorum?

StZiza

En Son Yazılar

randomposts