26 Eylül 2009

Numaradan Diyaloglar - V

Cumartesi, Eylül 26, 2009
156

Kürt Kenan'ı anlatırken bahsetmiştim, yanlış numara çevirdiği halde kendini haklı çıkarmaya çalışanlardan. Bunların dışında bir de telefon açılır açılmaz büyük bir özgüven ile direktif verenler var. İşte yeni numaradan diyaloğumuz da bunlardan biri...

Tam uykumun en derin noktasında iken çalan telefona koşulur, telefon açılır ve olaylar gelişir:

Aziz: Efendim?
Kadın: 156'yı bağlar mısınız!
Aziz: Pardon??!
Kadın: 156'yı bağlar mısnız!!
Aziz: Yanlış aradınız zannedersem...
Kadın: Hayır yanlış aramadık, bize verilen numarayı çevirdik!
Aziz: Siz nereyi aramıştınız?
Kadın: Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ni arıyoruz...
Aziz: Yanlış oldu, burası GHH değil.
Kadın: Bize bu numarayı verdiler ama?...
Aziz: Hanım efendi, burası bir ev. Çevirdiğiniz numara ise 03524XXXX55. GHH'nin numarası 03524XXXX50. Son rakamı yanlış çevirmişsiniz.
Kadın: Ama nasıl, bize bu numarayı vermişlerdi??!

Bilgi kaynağına güvenilirlik işte böyle bir şey olsa gerek...

"Diyaloglar" 2. Sezon

Cumartesi, Eylül 26, 2009
Bilmem ne kadar takipçisiniz bu konuda ancak bir süredir Diyalog yazmadığımın farkındasınızdır efenim. Ne var ki Diyaloglar'da tv dizileri gibi bir sezon arası yaptı. Bu sezon arası boyunca yeni yeni diyaloglar kuruldu, ayyuka çıkan kahkalar atıldı ve tebessüm oldu, yazın içimizi bir nebze mutlulukla dolduran...

Lafı uzatmaya gerek yok, 3 ayın ardından Diyaloglar yakında geliyor!...

Notlar... Anılar...

Cumartesi, Eylül 26, 2009
1 yıl 6 ay 23 gün oluyor bu eve taşınalı. Epey bir vakit geçmiş. Zannedersem taşındıktan bir gün sonra yani 1 yıl 6 ay 22 gün önce panomu duvardaki yerine astım.

Fakat panonun geçmişi biraz daha uzun. Panomu ilk alıp duvara yerleştireli 3 yıl kadar oluyor. Gariptir geçen 3 yılda panomun üzerinden kaldırdığım not çok ama çok az... Dolayısı ile pano bir sürü not ile dolu, çoğu eski olan ve hatta belki artık hiç kullanılmayan. Lâkin, panonun üzerindeki notları kaldırmamamın sebebi tembellik değil hepsinin ufak tefek anılar olması.

Yaklaşık 2,5 aydır evimde değildim. Döndüğümde ise yeni bir not beklemekteydi beni, ben yokken panoma bırakılmış yeni bir hatıra diyelim. Şimdi karar verdim, artık toparlamalı ve sandığıma yerleştirmeliyim bunları da... Her şey o kadar üst üste ki... Beni ne kadar şu anda iyi hissettiriyor olsalar da artık artık yenilenmeli, düzenlenmeli, yeni notlar bırakmalı insanlar...

22 Eylül 2009

1, 2, 3, 4....

Salı, Eylül 22, 2009
2004 yılında Kayseri'ye henüz yerleştiğimizde çıkmıştı ikinci üniversitenin dedikoduları... "Melikşah Üniversitesi kurulacakmış, vakıf üniversitesi olacakmış..."

Yıllar ilerledikçe Kayseri ve Üniversiteler ile ilgili dedikodular ve söylentiler gittikçe büyüdü... Zannedersiniz ki Kayseri'ye 3 tane daha üniversite yapıyorlar.

Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olması ile birlikte, Abdullah Gül Üniversitesi söylentileri aldı başını gitti.

Peki, Kayseri gibi bir şehir için 4 üniversiteye gerek var mıydı? Yoksa söylenti miydi tüm bunlar?

Ne var ki, biz ilk geldiğimiz yıllarda söylentileri ayyuka çıkan ve geçen yıl itibari ile resmen kurulan Melikşah Üniversitesi 2009 ÖSS sınavı ile de ilk öğrencilerini almış oldu. Yani artık Kayseri'nin öğrencisi bulunan iki üniversitesi var.

İşin en ilginç tarafı ise Melikşah Üniversitesi ile Erciyes Üniversitesi kampüsleri arasında yaklaşık 3 km mesafe olması...

Peki diğer söylentiler: Maalesef, söylenti değiller. Ağustos 2009 itibari ile Nuh Naci Yazgan Üniversitesi'nin kurulması TBMM tarafından onaylandı. 2011 ÖSS ile ilk öğrencilerini alacak.

...ve yer seçim çalışmaları bitirilen diğer bir üniversite, Abdullah Gül Üniversitesi (devlet üniversitesi) 1 - 2 yıl içerisinde resmen kurulacak.

Bütün bunlardan yegane beklentim Kayseri'nin yapısal, mimari ve bürokratik anlamda Türkiye'nin en modern şehri olduğu gibi, kafa yapısı ve insanları açısından da en modern şehri haline gelmesi...

Heyecan.....

Salı, Eylül 22, 2009
Bir süredir bahsediyorum Kore'ye gittiğimden. İşin açığı heyecanlıyım, bazen heyecandan ne yapacağımı şaşırıyorum. Lakin gidiyorum da işin bir de maddi boyutu var tabii..

Kore'ye gidiş ve dönüş, aynı zamanda kongrelere katılım ve orada konaklama, yemek derken ihtiyacımız olan masraflar 2500 TL civarında. Bunun dışında ihtiyacımız olacak tek şey bize cep harçlığı olacak ve sevgili insanlarımıza hediye alacak para.

Lakin tabi nereden geliyor beni Kore'ye götüren 2500 TL: Daha önce bu durumdan bahsettim mi bilmiyorum lakin beni Kore'ye gidişim için Türkiye Temsilciliğini yaptığım ve aynı zamanda SGC'yi düzenleyen konsey destekliyor, gidiş-dönüş uçak bileti, konaklama, yemek ve kongre başvuru ücretini kapsıyordu bu destek.

Lakin kafamı kurcalayan 125 € olan ikinci kongrenin başvuru ücreti idi. 125 € az bir meblağ gibi görünebilir lakin ben henüz o parayı bulup ödeyemediğim için dört dönmekteydim.

Ne var ki bugün sevgili Ariane'den aldığım güzel teklif beni bu konuda huzura eriştirdi: Ariane Uluslararası Uzay Kongresi süresince stand yöneticiliğini üstlenirsem bu kongre için başvuru ücretimi SGAC'nin karşılayacığını söyledi...

Şu an keyfi masraflarım dışında ödenmemiş bir meblağ kalmadı ortada.

11 gün kaldı, ve heyecan şimdiden doruklarda benim için. Bir yandan uzay sektöründe söz sahibi olan insanları, tanımak bir avantaj olduğu gibi; Buzz Aldrin'le tanışabilecek olmak da çok ayrı. En büyük heyecanlardan birisi ise aylardır organizasyondaki arkadaşlarımızla birlikte hazırlamak için canımızı çıkardığımız kongrenin gönül rahatlığıyla ve herkesin beğendiği bir şekilde atlatılması...

Aha, şimdi aklıma geldi yarından sonra 30 TL'ye sağlık sigortası yapmam gerekiyor. Kalan son zorunlu harcama bu işte, onun içinde annem sponsor olacak... :)

17 Eylül 2009

Битола, Бабам Битола!

Perşembe, Eylül 17, 2009
Zamanı ile bir aşkın yaşandığı şehre gittim, tarih sayfalarından bir aşk hikayesine tanık olmaya...


“До Кемал Ататурк, некаде и некогаш!

Потинаа толку години, а јас сеуште, секој ден, чекам абер од тебе. Ако некогаш го добиеш ова писмо, сети се и види ги солзите на хартијата. Годините си врват, овде сешто се зборува за тебе, нешто се случува.
Ако го читаш писмово додека љубиш друга жена, искини го и ирашај ја дали верува дека некоја си Елени Каринте од Битола, го потрошила цел живот за човек со кого била само еден ден? А, ако ја љубиш неа, како што јас те лубам тебе, не и кажувај ништо, нека биде среќна како што си ти! Ако пак сеуште ја паметиш девојкама од балконот и не љубиш друга, знај дека те чекам и дека ќе те чекам цел живом! Знам дека ќе се вратит, дека не си ме заборавил. Татко ми умре. Има цела година од оној ден од кога ме грабна од тебе, ме заклучи дома и не ме пушти цел месец. Не плачев, знаев дека цабе му се сите катанци и затвори. Човекот со кој тој сакаше да се венчам го видов само еднаш и ме праша дали ќе можам да го љубам? А јас му реков: “Не, јас си го љубам првото лубе!„ И повеќе не го видов. Татко ми никогаш не ми просми, а ни јас нему. Не сум веќе млада и убава како тогаш...
Цел живот во еден ден!

Бечно те сака и секогаш ќе те чека твојата Елени Каринте.„


"Kemal Atatürk'e, herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde!

Yıllar oldu ve ben hâlâ, her gün, senden bir kelime bekliyorum. Eğer bu mektubu alırsan, beni hatırla ve kağıdın üstündeki gözyaşlarını gör. Yıllar geçiyor. Senin hakkında çok şey duydum. Bir şeyler oluyor!
Eğer, bu mektubu başka bir kadını öpüyorken okuyorsan, yırt ve ona Bitola'dan Eleni Karinte adında bir kızın tüm hayatını sadece bir gece için birlikte olduğu adam için harcadığına inanıp inanmadığını sor?! Fakat, eğer onu beni sevdiğin kadar çok seviyorsan, bir şey söyleme ve en az mutlu olduğun kadar mutlu olmasını sağla! Fakat, eğer hâlâ balkondaki kızı hatırlıyor ve başka kimseyi sevmiyorsan, bil ki senin için bekliyorum ve bekliyor olacağım, hayatımın sonuna kadar! Geri geleceğini ve beni unutmadığını biliyorum! Babam öldü! Beni senden kopardığı, eve kilitlediği ve bir ay boyunca dışarı çıkarmadığı zamandan beri bir yıl geçti. Hiç ağlamadım çünkü biliyordum ki kilitler ve hapisler hiçbir şeyi değiştiremez. Beni evlendirmek istediği adamı sadece bir kere gördüm ve bana onu sevip sevemeyeceğimi sordu. Ben ona, “Hayır, ben ilk aşkımı seviyorum!” dedim. Babam beni hiç affetmedi, ben de onu affetmedim! Hep olduğum kadar genç ve güzel değilim.
Tüm yaşam bir günde geçti!

Sonsuza kadar seni seven ve daima senin için bekleyecek olan, Eleni Karinte."

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza