27 Nisan 2009

Neşeli Diyaloglar - I

Pazartesi, Nisan 27, 2009
Uzun bir süre beklettikten sonra yeni diyalog serisini sizlerin huzuruna sunabilmekten gurur duyarım...

Mars

Artık yeterince bildiğiniz üzere bizler astronomi ile meşgul insanlarız. Herhangi bir ilişki içerisinde bulunduğunuzda ise sevgiliniz astronom değil ise otomatikman amatör astronom oluyor. Bu konuda yeterince bilgi sahibi olduktan sonra astronominin içinde bir hayli yer alan insanlar da mevcut. İşte karakterimiz bu kişilerden birisi. Kendisi ne kadar mühendis olsa da, aynı zamanda bir amatör astronom.

Tabi ben size bu kadar detay verdim lakin bu bilgiler sadece bu diyalog için gerekli bilgilerdi. Yani karakterimizin astronomi bilgisinin normal bir vatandaşınkinden daha iyi olduğunu söyleyeyim size ve Neşeli bir diyaloğun kucağına bırakayım, buyurunuz:

Özgür: Aaa, neredeyse unutuyordum, bugün Mars örtülmesi vardı.
Neşe: Mars örtülmesi mi, nereden biliyorsun ki?
Özgür: Astronomi ile ilgili yerlerde boy boy yazıyor zaten, en azından gök olayları yıllığı diye bir şey var...
Neşe: Hayır onu demiyorum ben...
Özgür: Ee, ne o zaman?
Neşe: Ne belli Mars örtülmesi olacağı, Mars Ay'ın önünden geçemez mi?...
Özgür: ??!!
Neşe: Aaaaa, bi dakkaaaa.......... :)

Gerçi karakterimizin amatör astronom olmasına bile gerek yoktu bunu anlamak için o ayrı konu...


(Fotoğraf: st-ziza)

23 Nisan 2009

Sohbet

Perşembe, Nisan 23, 2009
Aşktan bahset bana biraz,
Nasıl geldiğinden bahset...
Kendinden değil.

Aşktan bahset bana biraz,
Nasıl sokulduğundan bahset...
Benden değil.

Aşkan bahset bu gece.
Bahset güzel kız,
Geçen gecenin
Nasıl yaşandığından bahset...
Bizden değil.

Eylül 2007

(Fotoğraf: H. Aziz KAYIHAN)

21 Nisan 2009

մի Հայերեն մարդ

Salı, Nisan 21, 2009
Evrilmiş insan oğlu yıllar yılı... Bugünlere, kimine göre bir hücreyle başladığı evrim sonucu gelmiş, kimine göre de ilk insanlar Adem ile Havva'dan. Nasıl olduğunun konu ile bir alakası yok. Sonuçta bir yerden gelmişiz ve hepimiz aynı kökenden, aynı kandanız.

Fakat nedense sayımız arttıkça aynı kandan da olsak, karındaş belki baba-oğul dahi olsak birbirimizi katletmekten, birbirimize düşman olmaktan kaçınmamışız. Hatta gün gelmiş ayırmışız kendimizi diğer insanlardan, isimler koymuşuz... Kimimiz Türk olmuşuz, kimimiz Yunan, kimimiz Ermeni. Birbirimizi sınıflamak da yetmemiş diğer sınıflardan atfedilmek hakaret gibi olmuş üzerimize... Kendimiz dışında kalanları da hiç bir zaman beğenmemişiz.

Bunun da aslında elma meselesinden bir farkı yok, kendimizi sınıflandırmak konusunda. Halbuki hepimiz insan evladıyız, hepimiz aynı türün devamlarıyız. Ne var ki atalarımızdan bize aktarılan en kötü özellik olagelmiş kin duygusu. Bu kin o kadar büyümüş ki içimizde, halen birbirimize rahat vermiyoruz, hem de atalarımızın yaptığı hatalardan ötürü tanımadığımız insanlara karşı...

İşte Makedonya gezisi öncesi bu acıklı tabloyu daha derinden gördüm; Yüksek Jeofizik Mühendisi olan Ermeni bir adamın kullandığı taksiye bindiğimde... Arkadaşları yaşadıkları yerleri, evlerini terk etmek zorunda kalmışlar zamanla, okullarını bitirdikten sonra yada henüz bitiremeden. İşte bu adam ısrar etmiş, mühendis olmakla kalmamış üstüne yüksek lisansı da tamamlamış. Belirli süre bir yerlerde çalışmış fakat çok geçmeden etnik kökeninden kaynaklı rahatsızlıklar, baskılar onu taksinin şoför koltuğuna itmiş. Yine de vazgeçmemiş, ve ayrılmamış doğduğu büyüdüğü topraklardan, terk etmemiş evini.

Tarihte ne yaşanmışsa yaşanmış. Günümüzle bağdaştıramam. Bugünlerde yine aynı konu doruğa tırmanıyor. Alt tarafı bir futbol maçı oynanacak olsa da insanlar "Kardeşimin katilleri gelemezler memleketime" nidaları atabiliyorlar. Ne diye peki? Ne için? Atalarının yaptıklarının cezasını o çocuklar çekmek durumunda mı? Kastedilen "hoşgörü" buraya kadar mı?

Bu kin duygusundan ne zaman kurtulmayı düşünüyoruz acaba, ne zaman gerçekten barışın peşine düşmeyi planlıyoruz? Ya da ne zaman hep söylediğimiz gibi çocuklarımıza güzel yarınlar bırakmak için çabalayacağız?

Ben bu sorular arasında sıkışıp kalıyorum, sonra hayatım daralıyor, nefes alamıyorum, boğuluyorum. Güzel bir geleceğin yok olduğu her bir günü geride bıraktıkça ben biraz daha yok oluyorum...

(Hazır cevap: "Onlar yapıyorsa biz de yaparız!", "Onlar şöyle böyle yapacak da biz bağrımızı mı açacağız?!"... Unutmayın ki kıyas hiçbir zaman barışı getirmedi bu dünyaya, sadece nefreti yaydı, kan döktü...)


(Fotoğraf: fotograf.yazidunyasi.com)

20 Nisan 2009

Dergi!!!

Pazartesi, Nisan 20, 2009
"Dergi" kelimesi hayatımda çok ciddi ve geniş alana sahiptir, açıklayayım:

  • Bir dergi aldığımda kesinlikle ve kesinlikle ilk olarak ben açıp okumalıyım.
  • Hayatımın bir döneminde ayda 6 dergi almaktaydım (Bilim ve Teknik, Level, National Geoghraphic, F1 Racing, Bütün Dünya, PC Net)
  • En uzun süreli takip ettiğim dergi 1993'ten beri takip ettiğim ve hâlâ devam ettiğim Bilim ve Teknik dergisi.
  • İlk sayısından itibaren takip ettiğim dergiler Level ve Oyungezer. Ntv Bilim'de bu kadroya dahil olabilir bilemiyorum...

  • Gereksiz bir bilgi olsa da elimdeki tüm dergilerin ağırlığı yaklaşık olarak 200 kg.
  • Bu dergilerin arasında çeşitli yazılarımın, fotoğraflarımın yayımlandığı dergiler mevcut.
  • Bu dergiler arasında editörlüğünü yaptığım bir dergi de mevcut. (Güç bela bir dergi çıkardık bir dönem zordu ama güzeldi.)
  • Yeter...
Ve'l-hasıl, hayatımda "dergi" kelimesinin yeri çok geniş. Hayattaki en büyük amaçlarımdan biriside konuları en az incir çekirdeğinin hacmini doldurabilecek tüm dergileri satın alıp tüm vaktimi onları okuyarak geçirmek. Gerçek olmayacağını bildiğim bir hayal, lakin yine de düşlemesi güzel...

Bir süre takip ettiğim dergileri bırakmak benim için çok büyük bir sıkıntı oldu her zaman. Level dergisini 11 yıl sonunda bırakıp Oyungezer'e geçmek; çok sevsem de maddi sebeplerle F1 Racing'i takip edememek; yazar kadrosunun değişmesi, toplu istifalar, derginin firmasının el değiştirmesi gibi çeşitli sebeplerle bir dergiyi bırakmak.... Bunlar gerçekten zor dönemlerdi.

Elimdeki dergilerin üzerlerindeki fiyatları ile toplam değeri 2.000 TL'yi buluyor. Tabi ne var ki, bu dergilerin arasında etiket fiyatı 10.000 TL olan (şimdiki 1 Krş) dergilerde mevcut.

Sonuç olarak Dergi hastasıyım efenim, bunu bildirmek istedim sizlere. Elimde en az 1 sayısı bulunan dergilerin listesi ile de kapatayım konuyu, buyurun:
  • Bilim ve Teknik
  • Level
  • F1 Racing
  • PC Net
  • National Geographic Türkiye
  • Chip
  • Atlas
  • PC Magazine Türkiye
  • Focus
  • Tempo
  • Ruh ve Madde
  • Herkes İçin Bilgisayar
  • Blue Jean
  • Uçan Türk
  • Astronomi Magazin
  • Gökyüzü
  • Sızıntı
  • Bütün Dünya
  • Time Magazine
  • Teval
  • The Fountain
  • Boystoys
  • Geo
  • Optimum
  • Byte
  • Para
  • Infomag
  • Genç Beyin
  • House Beautiful
  • Bilim Çocuk
  • Şirinler
  • Türkiye Çocuk
  • Penguen
  • Leman
  • L-Manyak
  • Fırt
  • Fermuar
  • Gırgır
  • Uykusuz

15 Nisan 2009

Muhtemel Sevgili

Çarşamba, Nisan 15, 2009
Efenim sevgili Delirapunzel tarafından sobelenmiştim. Yazmaya ancak fırsat bulabildim.

Konumuz'a buradan ulaşabilirsiniz.

Benden hoşlanan karşı cinsiyet, bu durumda sana sesleniyorum:
  • Pimpirikli ve aşırı titiz,
  • Takıntılı,
  • Tüm hayatını telefonda ve/veya internette geçiren (öyle msn de muhabbet etmekten hazzetmem bu konuda da son sırada sevgili gelir.),
  • Sık sık bunalıma giren ve mutsuz olan,
  • Sevgili ile 2-3 gün görüşmediğinde kafayı sıyıran, her gün görmek duymak isteyen,
  • Aşırı makyaj yapan,
  • Türkçe konuşamayan (çok coool olmuşsun)
kişilerden nefret ederim.
  • Paylaşımcı,
  • Mutlu,
  • Kumral,
  • Kahverengi gözlü,
  • Minyon tipli
insanları da severim...

İşte kriterler bunlar. Daha nasıl anlatabileyim bilemedim. Unuttuğum şeyler de illa ki vardır. Zaten yukarıdaki tüm şeyler ikincil olanlar. Bir insan düşünceli olsun, başımın üstünde yeri olsun.

Bir de mimlemek lazım: Witchie ve onurCUK gıcıklık olsun diye size attım topu... :D

13 Nisan 2009

Onurlu Diyaloglar - III

Pazartesi, Nisan 13, 2009
Uyur-Konuşur

Efenim sevgili onurCUK'un uykusunda konuştuğunu artık biliyorsunuz. Bu yüzden sevgili onurCUK Onurlu Diyaloglar için epey iyi meyve verdi... Lakin bir de diyalog dışı kalan tek başına tek cümlelik konuşmalar var. İşte size bu derlemeleri aktarmak istiyorum. Buyurunuz efenim Uyur-konuşur bu vatandaşın uyurken kurduğu cümleler ve attığı naralar:

  • Al onu oradaaaan!!!!
  • İmkaaanı yok oturmam!
  • (Uykusundan aniden uyanır, sağa sola bakınır) Yuh a.k., yat yat bitmiyor... (ve tekrar uyumaya döner)
  • (Ayağı ile rüyasında gördüğü şeyi itelemektedir aynı zamanda tepkisini koyar) Bırak diyorum, bıraksana yaa, sktir git, alla allaaaa!!!.....
  • Yok bu sefer yapmayacağım, cidden bak...
  • (Kıkır kıkır gülmektedir) Ahahhahhahhahha.... Çocuklar, yapmayın hıhıhı, yapmayın yaa, çocuklar, hehehhhehe... :)
  • Niye güldün ki sen şimdi?
  • Buldun mu kabloyu?
  • Ortalık karıştı burada!
Evet sevgili dostum, rüyalarında ortalığın karıştığı bariz ortada... Açıklama yapmana gerek yoktu...

ve Perdeee.....

Pazartesi, Nisan 13, 2009
ve Perde.... Bakın işte yine sahnelerde siz varsınız. Sizler selamlayacaksınız seyirciyi, alkışlar sizin için kopacak. Kimse inandıramaz bana, yalan o ölüm tarihlerinin hepsi. İçimdesiniz, öyleyse yaşıyorsunuz. Zaman zaman gözlerimden bir iki damla yaş olup kaçmaya çalışsanız da mümkünâtı yok, gidemezsiniz bir yere... Haydi şimdi hep beraber selamlayalım seyirciyi, sizin gittiğinizi söyleyenlere inat...











Ve resmini koyamadığım yüzlerce üstâda atfen... Sizler hep var olacaksınız!

Zaman - Azman

Pazartesi, Nisan 13, 2009
Aynı harflerle yazıldığına şaşmamalı... Nasılda yedin koca Nisan ayını ey Zaman... Çık git artık hayatımdan!

2-5 Nisan 100 Saat Astronomi ve arkasından 10 Nisan Yuri Gecesi hazırlıkları derken geldi vizeler... Daha bitmedi, yarından sonra Kayseri'den ayrılıyorum, gelene kadar oldu mu ayın 20'si... Döneceğim, parti hazırlıkları falanı filanı derken oldu mu 25'i... Al işte kala kala 5 gün bitti mi Nisan ayı...

İşte böyle böyle ömrümü çürüttün zaman. Hayatıma güzel şeyler katmış olabilirsin, ama bir o kadar da çaldın benden Çık git hayatımdan.................!

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza