30 Ocak 2011

Yine Düştük Yollara

Pazar, Ocak 30, 2011
Ameliyattı, iyileşme süreciydi derken efendim, yine vakit geldi yollara düşmek üzere...

Bu sefer rota Viyana. Fakat beni küçük bir Doğu Avrupa turu bekliyor. Denizli -> İstanbul -> Viyana -> Ljubljana -> Zagreb -> Belgrad -> Üsküp -> Selanik -> İstanbul -> Kayseri bu sefer ki rotam.

Herşeyin güzel yanı Viyana'ya gitme amacım. Bu gezi'nin iki haftası Viyana'da geçecek. Birleşmiş Milletler'in Dış Uzayın Barışçıl Kullanımı Komitesi'nin toplantısına katılmak üzere gidiyorum. İki hafta süren toplantının ardından ise Arkadaşlarımı ziyaret etmek ve hali hazırdaki yeşil pasaportumun acısını çıkartmak amacı ile Slovenya'ya geçeceğim.  Sonrasında yol üstünde konaklaya konaklaya geri dönüyorum. 

Bir ay süren güzel ve eğlenceli bir yolculuk olacak ve ben yine bir sürü güzel insanla tanışıp, bir sürü güzel şey göreceğim.

Tabi tüm bunları toptan eski seyahatnameciklerimle birleştirip yayınlayacağım. Bu da ne zaman olur artık bilemem.
Sağlıcakla...

28 Ocak 2011

19 Ocak 2011

Fırat

Çarşamba, Ocak 19, 2011

Öylece uzanıyordu... Olan bitenden, her şeyden habersiz. Bundan sonra da haberdar olmamak istercesine, uzanıyordu... Yıllarca üzerinde çalıştığı meslek, yine onu orada koruyordu. Soğuktan koruyordu belki, belki de kıskançtı kem gözlerden koruyordu.

Yapacak işleri vardı ama o öylesine bir yerlere saklanma isteği hissetmişti. Kim bilebilirdi ki öylesine ulu orta saklanmaya çalışacağını.

Neden saklansındı ki bu adam? Ne yapmıştı ki bu adam? İşte kimse bu soruya cevap veremedi, belki vermek istemedi.

Tüm bunlar olurken dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kadının gözünden bir damla yaş süzüldü. Sevmek apayrı bir şeydir. Ne yap, ne et atamazsın içinden. Ama ne var ki, kimse o gözyaşının sebebini de anlamadı.


Orada öylece uzanıyordu... Nasıl başardıysa, öylesine bir saklanmıştı ki, bir daha bulunamadı. Aramak istemeyenler bile aradı ancak kimse onu bir daha bulamadı...

Tüm bunlar olurken, semada beyaz bir güvercin uçuyordu. Sanki o biliyordu nereye saklandığını, sanki o görmüştü. Ancak o küçük güvercinin içinde bile bir his vardı. Güvercin kalbi yaralı, bitkin ve yorgun düşmüş bir şekilde uçuyordu. Kimselere demedi ne gördüğünü, onun nereye saklandığını...

Güvercinin ne ilk durağıydı burası, ne de son. Uğurlu günlerde de uçmuştu bu güvercin, bileklerine zincir vurulan günlerde de... Uçtu hep inadına, engel tanımadan!

Yükseklerden uçtu yine, bu sefer Fırat'a doğru...


(Fotoğraf: Leo Pan)

16 Ocak 2011

09 Ocak 2011

Sis

Pazar, Ocak 09, 2011
Görüş mesafesi 10 - 15 metre ile sınırlı
Hayatım boyunca sis deyince, bir kaç saat içinde kaybolan bir bulut kütlesi düşünürdüm hep. Daha doğrusu benim tanık olduğum sisler hep bir kaç, saat en fazla bir gün içinde kaybolan şeylerdi, taa ki, 1,5 hafta öncesine kadar: Üsküp'te sis varsa o sis kolay kolay giden kaybolan birşey değil. 5-10 gün boyunca hakim olabilir yoğun sis.

Zira 1,5 hafta öncesinden en büyük korkum sisin devam etmesi ve arkadaşlarmızın buraya ulaşamamasıydı ancak öyle olmadı, 4 gün sonra sis kalkmıştı. Fakat şu anda, sevgili sis beni Üsküp'ten öteye göndermiyor.

Dün hava alanına gittik, saat 13.55'te kalkacak THY İstanbul uçağına binmek üzere. Giderken sis çok yoğun değildi ancak yine de kafamda soru işaretleri vardı. Biz check in sırasında beklerken Zurich ve Düsseldorf uçuşları için tabelalarda şu uyarı göründü: Ohrid'e yönlendirildi!

Eyvah demeye kalmadı, 15 dakika sonra İstanbul uçağının akibeti belli oldu: Tiran'a yönlendirildi!

Herkes bekliyor... Sis açarsa uçaklar gelecek, açmazsa iptal edeceğiz derken beklenen oldu ve uçuşlar iptal edildi. Biz de apar topar geri eve... Bugün en azından akllılık yaptık hava alanını aradıkta bize boşuna zahemt etmeyin, bütün uçuşlar iptal dediler.

Bu sis yarın da dağılacağa benzemiyor. Ne varki durumum kritik olmasa, hiç sallamam. Bir gün daha kalıyorum burada ne güzel! Lakin normal koşullarda yarın ameliyat olmam gerekiyorken bu iptaller hiç bana göre değil...

Not olarak, bu resimler gün batımından önce çekildi...

(Fotoğraflar H. Aziz KAYIHAN tarafından çekilmiştir.)

06 Ocak 2011

İbreler 64'ü Gösterirken...

Perşembe, Ocak 06, 2011
En az 4 yıl oluyor, 64'ü görmeyeli... Görünce ne mi oldu? Sevdiğim ancak uzun bir süredir giyemediğim pantaolonumu çıkardım valizden... 

Mükemmel!! Bu kadar mutlu olmamıştım..  3 kilo daha ve ben ideal kiloma geri dönmüş oluyorum...

Once Upon A Time In My Life - XI

Perşembe, Ocak 06, 2011
1985 - 2007  





2008 yılı sonunda başladım "Once Upon A Time In My Life (Ouatiml)" serisine... Bir yılımı gözden geçirdim her sene sonunda... İşte tüm bunların öncesinde hayatımın kısa bir özeti bu şekildeydi:

1985:
- Rahme düştüm...

1986:
- Dünyaya geldim. Kısa süre içerisinde İzmir'e yetiştirildim. Sarılık tedavisi gördüm. Kanım değiştirildi...

1990:
- Hayatımda ilk defa aşık oldum. Aşık olduğum kişi ailecek izlediğimiz Burçin Orhon'du. Zamanı ile annemden onu bana almasını istemişim... Hâlâ silik bir resim aklımdadır onun danslarından...

1991:
- Anaokuluna başladım. Sınıfımın babamın Laboratuvar sınıfının bitişiğinde olması sebebiyle önümüzdeki 6 senede izleyeceğim ve öğreneceğim şeylerin birçoğunu o yıl izledim/öğrendim.

1992:
- Anasınıfında, aynı sınıfı paylaştığım Dilek adında bir kıza aşık oldum. Okula gidip kızı istemesi için annemin başının etini yedim.
- İlkokula başladım.

1993:
- Babamın da emekli olması ile birlikte sadece anneme, babama değil bana da bir rahatlık geldi ki, geç yatmalarım bu tarih itibari ile başladı.
- Ayağımın üzerinden bir dolmuş geçti. Neyse ki, ezikten başka bir sorunum olmadı.

1994:
- İlk gerçek arkadaşımla tanıştım. Hâlâ görüşütüğümüz, çok sağlam bir dostluk kurduk.
- Aşk hayatım karışmaya başladı. :)

1995:
- Sevdiğim kızla ilk başbaşa sohbetimizde anlatamadım derdimi.. O derdini bana anlattı ama ben anlatamadım. Çocuktum galiba...
- Seni çok seviyorum benim güzel dedem, huzur içinde uyu...

1997:
- İlkokul mezunu oldum.
- O'nu kaybettim... Hayatımın en acı damgası oldu, çocukluğuma, kalbime dair...

1998:
- Tae Kwon-Do'ya başladım.

1999:
- Fethiye ne kadar güzel bir yermiş öğrendim.
-Tiyatro hayatım başladı...

2000:
- İlköğretim Okulu mezunu oldum.
- TEV Anadolu Lisesi'ni kazandım. Hiç çalışmadan hem de...

2001: 
- Fotoğrafçılık, kameramanlık ve kurgu kariyerim başladı.
- Gözlem Şenliği'ne katıldım ilk defa.

2002:
- İlk senaryomu yazdım...

2003:
- Tiyatro yönetmenliğine kolları sıvadım.
- Hayatımın ilk ameliyatı gerçekleşti. Burnumdan gerçekleşen bu operasyon sonucu, normal bir şekilde nefes alabilir oldum...

2004:
- Hayatımın kökten değiştiği yıl oldu 2004.
- Yönetmenliğini yaptığım ilk tiyatro oyununu sahneledik.
- Kayseri'ye taşındım.
- Erciyes Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nü kazandım.
- Sıfırdan yeni bir hayata başlamak garip ve zordu...
- Türkiye'yi gezmeye başladım...

2005:
- Kendi evime taşındım.
- Babam'a kanser teşhisi kondu.

2006:
- Hayatımın ilk güneş tutulmasını izledim. 50 güzel insanla mükemmel bir atmosferde...
- Dünya'yı gezmeye başladım, Polonya'dan...
- Beyaz Cüce doğdu... İyi ki doğdu.

2007: 
- Hayatımın en kayıp yılı oldu. Çok şey kaybettim okulum başta olmak üzere...
- Ulusal gözlemevinde ilk gözlemimi yaptım.

20XX:
- Devam etti hayatım ve devam da edecek. Mutlu bir şekilde...

Hayatımın devamı bu sayfada: 2008




(Fotoğraflar: -sırası ile- Genevieve Albert, Gianna, h23b, Marcin Jagiellicz, Mustili Modifiyecioglu, artizek ve Melih Timuçin tarafından çekilmiştir.)

05 Ocak 2011

İkibinonbir

Çarşamba, Ocak 05, 2011
Arkadaşlarla geçirdiğimiz güzel yılbaşını ve o güzel dakikaları saymazsak 2011'in benim için çok güzel geldiğini söylemek doğru olmaz. 

Henüz 2011'in ikinci günü öğlen saatlerinde başlayan sancı ile kendimi hastanede serum yerken buldum yine. Ohrid'deki muhterem doktorlar sağolsun Safra taşları yetmedi bir de apandisitten şüphelendiler böylece 3ü 1 arada problemlerim ile birlikte Ohrid'de arkadaşları bırakıp Üsküp'e döndüm (Üsküp Hastanesi'ne nakledildim).

İstikamet: Üniversite hastanesi
Sonuç: Apandisit falan yok. Bildiğin safra taşı yapıyor sancıyı.

E sancı devam ediyor olunca sağolsun doktorlar bir adet daha serum verdiler bana. Onuda bir güzel bitirdikten sonra eve döndüm, uyuyup dinlenip, yarın Üsküp'e gelecek arkadaşları beklemek üzere...

5-6 gün içinde ameliyat olacağım gerçeği ayrı bir hikaye tüm bunların yanında... Ameliyatta safra kesemi tamamen alacaklar. Vücut kendi içinde safra geri dönüşümü yaptığı için ömrümü kısaltacak, aksırtacak, tıksırtacak bir durum değilmiş şükür ki..

Tüm bunları düşününce, yeni bir yıla mükemmel bir başlangıç yapmadığım ortada. Ancak hayaller ve planlar büyük bir şey eksik olsa da, güzel bir yıl olacağını gösteriyor. 

Umarım hepimiz için en güzeli ve en mutlusu olur...

Nice Mutlu Yıllara...

04 Ocak 2011

Bulutların Arasından

Salı, Ocak 04, 2011
Sabah umutlu bekleyişlerin ardından kendini gösterdi yılın ilk tutulması... Üsküp semalarında bizi selamladı ve tekrar kayboldu bulutların ardında...

Bizse yeni yılın ilk tutulmasının heyecanı ve sevinci ile uğurladık birbirimizi... Třemešek semaları altında bir araya gelmek üzere...

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza