21 Aralık 2010

Gilbert's Syndrome - Gilbert Sendromu

Aralık 21, 2010
Yakında Gilbert Sendromu ile ilgili detaylı bir veya birkaç yazı yazacağım. Bu aynı zamanda bloguma "Ürobilinojen +" arama sonucu gelen birçok kişiye de bu konularla ilgili bir fikir vermiş olacak.

Bugünlerde de bilirubin değerim tavan yapmış durumda. Şimdiye kadar ölçülmüş en yüksek bilirubin değerim 9,4 mg/dL (normal değerler 0 - 1,2 mg/dL). Ancak şu dönem hayatımın en yüksek değerlerindeyim.

Bilirubin değerim ne kadar yüksek olursa olsun, gözlerim hiç uzaktan farkedilecek kadar koyu sarı ve idrarım hiçbir zaman koyu kahverengi olmamıştı...

Tabii değerin bu kadar yüksek olması yanında karın ağrısı ve baş ağrısı ile birlikte geliyor...

Velhâsıl, uzun süredir yazarım belki derken, bugün kesin ve kesin olarak bu konuyu yazmaya karar verdim...

Umarım 1-2 aya yazmış olurum...

Külliyen Yalan - II

Aralık 21, 2010
Ümit Burnu

Başlıktan da belki anlamışsınızdır -doğrusunu biliyorsanız- bu Külliyen Yalan'ın ne olduğunu.

Çok uzun tutmayacağım bu yazıyı. Bir çoğumuz biliyoruz, Vasco da Gama Ümit Burnu (Cape of Good Hope)'nu geçen ilk denizci. Zaman zaman Ümit Burnu'nun kâşifi olarak nitelendiren de olur. Bu noktada yorum yapmadan geçemeyecğim: Vasco da Gama Ümit burnu'nun kâşifi olmadığı gibi, burnu geçen ilk kişi de değildir. Ümit Burnu'nu keşfeden ve aşan ilk kişi Bartolomeu Dias'dır. Tabii bu noktada da tarihte bilinen diye not düşmekte fayda var.

Vasco da Gama, Hindistan'a, Ümit Burnu'nu aşarak ilk ulaşan ve Hint Deniz yolunu keşfeden kişidir. Bunlar sadece birkaç küçük yorumdu... Külliyen Yalan olan durum ise Afrika'nın en güney ucu olan Ümit Burnu!

Yok efendim böyle birşey. Ümit Burnu Afrika'nın en güney noktası değildir. Bırakın en güney olmamasını, Afrika'nın güneyindeki burunları güneyden kuzeye sıralarsak Ümit Burnu 8. sırada gelir.

Afrika'nın kıtasının en güney noktası Agulhas Burnu (Cape Agulhas)'dur. Aynı zamanda Agulhas burnu,  Hint Okyanusu ile Atlas Okyanusu'nun coğrafi olarak birbirinden ayrıldığı noktadır.

19 Aralık 2010

Boş Konuşma - III

Aralık 19, 2010
Toplum olarak boş ve gereksiz konuşmayı çok seviyoruz... Bazen de tutarsız konuşuyor, kendi kendimize bir kısırdöngü yaratıyoruz.

Bunlardan birine de toplu taşıma da sık sık rastlayabiliriz. Özellikle söz konusu şehir içi otobüsler olduğunda.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de otobüsler öyle pek de vaktinde hareket eden araçlar değil. Bunun tabii ki onlarca sebebi var ancak bu sebeplerden en önemlisi bu konudan şikayet eden bizleriz. Ben Türkiye'nin hiçbir yerinde bir otobüsün durağa sürekli aynı saatte geldiğini görmedim. Varsa eğer, sözüm meclisten dışarı ancak otobüsler durağa ±5 dk. içinde gelir. Bu zamanlama haricindeki her 5-10 dakika gecikme için söylemediğimizi bırakmayız: "Aman, efendim, Türkiye burası, zaten ne doğru düzgün işliyor ki..." vesaire...

Şimdi, aynı biz, bir durağa geldiğimizde tam o sırada otobüs yenice hareket ediyorsa, arkasından koşturur, kapısına camına tıklatıp, otobüsün durmasını sağlarız. Kendimiz için... Çünkü ya geç kalmışızdır, ya bir sonraki otobüs 1 saat sonra, yarım saat sonra falandır. Peki, durakta beklerken otobüsün geç kalmasından şikayet eden biz, otobüsü yarım dakika geciktirme hakkını kendimize nereden veriyoruz. Eğer otobüs bizim koşturmamıza rağmen durmuyorsa, küfrü basan yine biz...

Benzer bir konuya tıklım tıklım otobüslerde de rastlıyoruz. Otobüsün içinde iken şoför yolcu almaya devam ettiğinde söylenmeye başlarız, "yahu gidecek yer kalmadı nereye gidelim" diye... Çok tartışmalara tanık oldum şoförlerle yapılan ve genelde şoförlere hak veriyorum. Basit sebep şu, çünkü biz, otobüsün ön kısmında, soğukta, karda, kışta, vs otobüs beklerken, otobüs geldiğinde arka tarafa bakıp daha yer var diyerek binmeye çalıştık.

Bir gün arka taraftan şoför'e bağıran kişi ile şu tartışmayı yaşadım:

Kişi otobüste benden daha arkalarda ben ise orta kısımdayım. Arkadaş bağırmaya başladı:
Kişi: Kaptan, otobüsün üst katını açta oraya çıkalım bari... Sanki yer var da. Birbirimizin üstüne mi binelim burada.
Aziz: (Bu esnada bir kızın, adamı geçerek arkaya ilerlediğini görünce ben de ilerlemeye başladım çünkü adamın ardında en az beş kişilik yer vardı, abartmıyorum) Pardon, geçebilir miyim? Çünkü arkada hâlâ yer var...
Kişi: Nereye yer var, birbirimizin tepesine çıkacağız biraz daha...
Aziz: Beyefendi, bakın şuraya, daha en az üç kişi gelebilir bu tarafa..
Kişi: Konserve mi bu otobüs mü? Tepe tepeye olduktan sonra ne anlamı var...
Aziz: Otobüsün ön tarafına bakın. Ortadan ön kapıya doğru koridorda kaç kişi olduğunu sayın. Ortadan arka kapıya doğru koridorda kaç kişi olduğunu da sayın. Sonra benimle konuşun yer yok diye. Siz üşeniyorsanız ben söyleyeyim, orta kapıdan öne doğru 34 kişi var otobüste, ortadan arkaya ise 12 kişi siz hangi yerden bahsediyorsunuz? Biraz saygılı olun ön taraftaki insanlara...

Tartışma burada son buldu ancak durum böyle. Sizden de ricam dolu otobüsleri gözlemleyin. Otobüsün arka tarafı ön tarafdan en az iki kat daha tenhadır...

Velhâsıl, yukarıdakileri yapmayan bir çok kişi olduğunu biliyorum ama çok genel bir yorum yapabilirim: Eğer toplumsal konularda "Avrupa'da böyle mi yahu?" diyebiliyorsanız bilin ki, bu bizim suçumuz.

Bence boş konuşmanın bir alemi yok.

16 Aralık 2010

Earth Observations

Aralık 16, 2010
Son başvurusu bugün olan Uluslararası Uzay Kongresi, Gençlik Paneli'ne olan başvurumu son dakika itibari ile yapmış bulunmaktayım.

Güney Afrika - Cape Town'da yapılacak olan Uluslararası Uzay Kongresi'nin bu yıl için Gençlik Paneli konusu "Gelecek Nesil'in 21. yy'daki yer gözlemleri ile ilgili görüşü". Bir süredir ne yapabilirim derken bugün akşam uykusunda fikir birden parladı ve ben de başvurumu göndermiş oldum.

Başvuru videom aşağıdaki video, fikirleriniz görüşleriniz varsa başım üstüne... Umarım ilk turu geçer, ikinci tur için bir şeyler yapabilirim. Tabii, hedef Cape Town.... 


14 Aralık 2010

Seyahatnâme-cik - N

Aralık 14, 2010
Seyahatnâme-ciklerimi yazıyordum bir ara. İşte onlara devam edeceğim. Çok taze olmayacak ama Kore, Japonya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Sırbistan, Makedonya ve Yunanistan yazılmayı bekliyor.

Toparlayıp geliyorum...

Igualdad

Aralık 14, 2010
Igualdad adında, hayvan haklarını koruyan bir kuruluş varmış Bugünlerde ellerinde hayvan cesetleri taşıyarak eylem yapmışlar. Anlamadığım tek nokta, bir hayvanın ölü bedenine saygı göstermek de hayvan haklarından değil midir?

11 Aralık 2010

Külliyen Yalan - I

Aralık 11, 2010
24 Saat

Bir astronom olarak başlangıç için bu konuyu seçmem doğal olsa gerek. Gün meselesinden bahsedeceğim size. Gün meselesi de ne demeyin. İnsanların neredeyse %95'i Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresini yanlış biliyor.

Yine dediğim gibi, bu yanlış, bize böyle öğretilmesinden dolayı kaynaklanıyor. Peki gelelim yanlışa ve gerçeğe...

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresini insanlara sorduğumda aldığım ilk cevap istisnasız 24 saat oluyor. Buna bağlı olarak bir soru daha soruyorum: Bir gün nedir? 

Bu soruya da verilen cevap çok gecikmiyor: Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki bir turu...

İki cevabın da tabii ki yanlış olduğunu vurgulamama gerek yok. Peki nasıl oldu da böyle öğrendik? Şöyle açıklayayım; bir gün 24 saattir. Bunda hiçbir yanlış yok. Problem bize bir gün tanımının yanlış öğretilmesinde çünkü bir gün, tanım olarak iki gün doğumu arasında geçen süre yada başka bir deyişle Güneş doğduktan sonra tekrar doğuya gelmesine kadar geçen süredir.

Dünya kendi ekseni etrafında 23 saat 56 dakika 4,1 saniyede döner. Kısaca açıklamak gerekirse, Dünya kendi ekseni etrafında döndüğü süre boyunca Güneş etrafındaki yörüngesinde de ilerlediği için her gün Güneş 4 dakika geç doğar. Bu bizim yaz ve kış aylarında farklı takım yıldızları görmemizin temel sebebidir. Aynı zamanda burçların da oluşumu bu şekildedir.

Bir noktayı daha açıklamak gerekirse; Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki hareketi sonucunda günler oluşur. Bu günler'in neden oluştuğunun sebebidir ancak bir günün tanımı değildir.

Eğitim sistemimizde halen Dünya kendi ekseni etrafında 24 saatte döner diye öğretilmektedir. Zira bunun temel sebebi günümüz öğretmenlerinin araştırmaktan yoksun bir şekilde, babadan kalma bilgiyi aktarmasından kaynaklanır (aksini yapan çok kıymetli öğretmenlerimiz de var).

Küçük gibi görünse de yanlış bilgi, başka yanlışlara da gebedir....

Külliyen Yalan - N

Aralık 11, 2010
Öğreniyoruz... Hayatımız boyunca öğreniyoruz. Fakat acaba doğru mu öğreniyoruz?

İşin açığı kaygım, neyi nasıl öğrendiğimiz değil de, bize neyin nasıl öğretildiği...

Bir seriye başlıyorum yine, bize öğretilen yalanlarla ilgili. Bazısını çoğumuz hâlâ gerçek zannediyor. Bazısının gerçeğini öğrendik ancak geçiş aşaması belki de kolay olmadı.

İşte tüm bu, birazcık gerçekleri, birazcık da eğitimimizdeki sorumsuzlukları ve yanlışları ortaya koymak için...

24 Kasım 2010

Tasarım

Kasım 24, 2010
Tasarım'da bir süredir değişikliğe gitme düşüncesindeyim. O yüzden küçük bir değişiklik yaptım şimdilik. Amacım Foliage temasını kurmak.

Yaklaşık bir yıl önce bir Foliage temasını modifiye etmiştim. Umarım onu bu bloga adapte edebileceğim. O zamana kadar biraz sade ve karanlık bir tasarım sizleri bekliyor olacak.

Saygılarımla...

21 Kasım 2010

Taşınma

Kasım 21, 2010
st-ziza.blogspot.com adresindeki bütün blog girdilerini bu bloga taşımış bulunmaktayım sevgili okuyucu...

Artık Delta-Alfa olarak adlandırdığım kapatılmış durumdadır.

O blogdan aktarılan çoğu girdi Karalama ve Yollar etiketlerinin altında NEce menüsünde bulunabilir.

Oradaydım...

Kasım 21, 2010
Oradaydım...

Adım adım yaklaşıyordum. Yaklaştıkça kalbim çarpıyor, heyecanım tavana vuruyor, gözlerim doluyordu o pembe cumbalı eve... 

Yanına vardım... Ne kadar şehrin içinde kalmış olsa da, kapadım gözlerimi bir an için. Oralı oldum, onunla oldum.


Türk konsolosluğu ile aynı bahçede olan "O evi" görmek için bastım konsolosluğun ziline. "Buyurun kardeşim!" diyerek karşılandım, güler yüzle... Sonra kapısından girdim, adım adım basamaklarını tırmandım. O'nun dünyaya gözlerini açtığı odayı gördüm. Kapadım gözlerimi onu gördüm...

Anlatamam hiç birini bu duyguların. Şu an bile gözlerim doluyor ya...

İçimden Geldiği Gibi, demişti umarım fotoğraf çekme imkanın olur diye... Kendimi çok kaptırdığım için çok fazla fotoğraf olmadı, ama çektim... Buradan fotoğraflara ulaşabilirsiniz...

Ne İzliyorum?

StZiza

En Son Yazılar

randomposts