19 Aralık 2010

Boş Konuşma - III

Toplum olarak boş ve gereksiz konuşmayı çok seviyoruz... Bazen de tutarsız konuşuyor, kendi kendimize bir kısırdöngü yaratıyoruz.

Bunlardan birine de toplu taşıma da sık sık rastlayabiliriz. Özellikle söz konusu şehir içi otobüsler olduğunda.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de otobüsler öyle pek de vaktinde hareket eden araçlar değil. Bunun tabii ki onlarca sebebi var ancak bu sebeplerden en önemlisi bu konudan şikayet eden bizleriz. Ben Türkiye'nin hiçbir yerinde bir otobüsün durağa sürekli aynı saatte geldiğini görmedim. Varsa eğer, sözüm meclisten dışarı ancak otobüsler durağa ±5 dk. içinde gelir. Bu zamanlama haricindeki her 5-10 dakika gecikme için söylemediğimizi bırakmayız: "Aman, efendim, Türkiye burası, zaten ne doğru düzgün işliyor ki..." vesaire...

Şimdi, aynı biz, bir durağa geldiğimizde tam o sırada otobüs yenice hareket ediyorsa, arkasından koşturur, kapısına camına tıklatıp, otobüsün durmasını sağlarız. Kendimiz için... Çünkü ya geç kalmışızdır, ya bir sonraki otobüs 1 saat sonra, yarım saat sonra falandır. Peki, durakta beklerken otobüsün geç kalmasından şikayet eden biz, otobüsü yarım dakika geciktirme hakkını kendimize nereden veriyoruz. Eğer otobüs bizim koşturmamıza rağmen durmuyorsa, küfrü basan yine biz...

Benzer bir konuya tıklım tıklım otobüslerde de rastlıyoruz. Otobüsün içinde iken şoför yolcu almaya devam ettiğinde söylenmeye başlarız, "yahu gidecek yer kalmadı nereye gidelim" diye... Çok tartışmalara tanık oldum şoförlerle yapılan ve genelde şoförlere hak veriyorum. Basit sebep şu, çünkü biz, otobüsün ön kısmında, soğukta, karda, kışta, vs otobüs beklerken, otobüs geldiğinde arka tarafa bakıp daha yer var diyerek binmeye çalıştık.

Bir gün arka taraftan şoför'e bağıran kişi ile şu tartışmayı yaşadım:

Kişi otobüste benden daha arkalarda ben ise orta kısımdayım. Arkadaş bağırmaya başladı:
Kişi: Kaptan, otobüsün üst katını açta oraya çıkalım bari... Sanki yer var da. Birbirimizin üstüne mi binelim burada.
Aziz: (Bu esnada bir kızın, adamı geçerek arkaya ilerlediğini görünce ben de ilerlemeye başladım çünkü adamın ardında en az beş kişilik yer vardı, abartmıyorum) Pardon, geçebilir miyim? Çünkü arkada hâlâ yer var...
Kişi: Nereye yer var, birbirimizin tepesine çıkacağız biraz daha...
Aziz: Beyefendi, bakın şuraya, daha en az üç kişi gelebilir bu tarafa..
Kişi: Konserve mi bu otobüs mü? Tepe tepeye olduktan sonra ne anlamı var...
Aziz: Otobüsün ön tarafına bakın. Ortadan ön kapıya doğru koridorda kaç kişi olduğunu sayın. Ortadan arka kapıya doğru koridorda kaç kişi olduğunu da sayın. Sonra benimle konuşun yer yok diye. Siz üşeniyorsanız ben söyleyeyim, orta kapıdan öne doğru 34 kişi var otobüste, ortadan arkaya ise 12 kişi siz hangi yerden bahsediyorsunuz? Biraz saygılı olun ön taraftaki insanlara...

Tartışma burada son buldu ancak durum böyle. Sizden de ricam dolu otobüsleri gözlemleyin. Otobüsün arka tarafı ön tarafdan en az iki kat daha tenhadır...

Velhâsıl, yukarıdakileri yapmayan bir çok kişi olduğunu biliyorum ama çok genel bir yorum yapabilirim: Eğer toplumsal konularda "Avrupa'da böyle mi yahu?" diyebiliyorsanız bilin ki, bu bizim suçumuz.

Bence boş konuşmanın bir alemi yok.

Hiç yorum yok:

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza