02 Ocak 2010

Kayıp Sermaye - I

Dilencilik

Dilencilik kavramı, Türkiye'de bilindik, aşina olduğumuz bir kavram. Özellikle dini günler ve bayramlarda olmak üzere, cami avlularında, türbe yakınlarında veya işlek şehir merkezlerinde dilencilere rastlamak artık işten bile değil.

Tabi bu durumun bir de varyasyonları var: Dilendirilen çocuklar, dilenci mafyası, organize dilenciler, dilenci aileler.... Bu liste uzar gider.

Peki Türkiye'de dilencilik neden bu kadar yaygınlaşmış. İşte bunun cevabı "allah rızası"nda yatıyor. 4,5 ay önce allah rızasının bizi nerelere getirdiğini yazmıştım.

İşte yine aynı şekilde dilenciler söz konusu olduğunda allah rızası denince akan tüm sular duruyor. Genelde de bu durum ile ilgili açıklamamız şu oluyor: "Ya biliyorum aslında vermemek gerek ama allah rızası için deyince işin rengi değişiyor..."

Kimse sorgulamıyor. Peki, Türkiye'nin acı istatistiğine bakalım dilencilerle ilgili...

Son yapılan istatistiklere göre Türkiye'de 50 binin üzerinde dilenci bulunmaktaymış. Ben bu rakamın çok rahat iki katından fazla olduğunu düşünmekteyim. Ama biz yine de 50 bin sayısına sabit kalıp biraz durumu irdeleyelim.

Türkiye'de bir dilenciye günde ortalama 500 kişi sadaka veriyor. Ortalama rakam ne kadar bize doğru hesaplamayı yaptıracak olsa da biz minimum üzerinden gidelim. Bu minimum sayı ise yaklaşık 150 kişi. Bir kişi tarafından bir dilenciye verilen ortalama meblağ ise 50 kuruş. Yani bir dilenci'nin günlük minimum kazancı 75 TL. Türkiye'de asgari maaş günlük 19,3 TL. Ortalama üzerinden ise bir dilencinin kazancı günlük 250 TL!

Asgari maaş ile çalışan kişinin aldığı 19,3 TL olan günlük maaştan vergiler düşülmüştür. Çünkü devlet Türkiye'de dönen her paranın hesabını tutar ve böylece sermaye kaybolmaz. Eğer kaybolan bir miktar para var ise bu devletin kasasından eksilir. Sonuç olarak ise faturası biz vatandaştan kesilir.

Neticede ülkemizde her gün dilencilere verilen paralar sayesinde günde en az 3 milyon 750 bin TL kayıttan düşülüyor. Ortalama hesap ile 12,5 milyon TL. Yani ayda 112,5 ila 375 milyon TL devletin hesabından düşülüyor.

Bir yıl sonunda devletin bu kayıp meblağı yeniden yerine koyması 810 bin TL'ye mâl oluyor. Yani bir yıl sonunda yeniden banknot basılması demek yaklaşık 120 kişinin bir yıllık asgari maaşının uçması demek.

Kayıpla birlikte devlet yıllık 1 milyar 350 milyon 810 bin TL kaybediyor. Acı nokta buradan sonra başlıyor.

Kaybedilen para vatandaşın dilenciye verdiği para yani yıllık 1,35 milyar TL! Dilenciye verilen para devlet hesabından düşüldüğü için devlet bu kayıp paranın açığını da, banknot ve madeni paraların kullanımını halka sunduğu ve koruma yükümlülüğü de halkta olduğu için, halkın hesabına yazıyor. Yani halkın cebinden 2 kat para çıkıyor. Bunu dilenciye 50 kuruş veriyor iseniz 1 lira verdiğinizi varsayarak düşünebilirsiniz.

Sonuç olarak halktan çıkan toplam para ise 2 milyar 700 milyon 810 bin TL. Bu meblağ yaklaşık 400 bin kişinin asgari maaşına karşılık geliyor. Bu para bu şekilde kaybedilmese Türkiye'de asgari maaş ile çalışan 5,5 milyon kişi 577 TL yerine 619 TL asgari maaş alıyor olabilirdi. Tabi, bu yaptığımız minimum hesap. Ortalama miktar ile bu rakam 717 TL.

Asgari maaş, ayda en az 2 bin TL üzerinde kazanan bir dilenciye kıyasla örnek göstermek istediğim bir miktar. Çünkü Türkiye'de alınterini döküp, canını dişine takıp 577 TL maaş ile aile geçindirmeye çalışan insanlar var. Buna kıyasla bir dilencinin ailesini 2500 TL gibi paralarla (bir ailede tek dilenci var ise) nasıl geçindirdiğini varın siz düşünün.

Burada bahsetmek istediğim dilencilerin hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı ve gerçek anlamda bir şeylere muhtaç insanların bulunmadığı değil. Ancak allah rızasını çok önemsiyorsanız şunu unutmayınız ki alın teri olmadan kazanılan para haramdır. Ne var ki, hırsız dahi dilenciden çok alın teri döker.

Yeteri kadar uzattım ancak şu örneği vermeden geçemeyeceğim: Denizli'de Gazi Bulvarı'nda boynunda bir tas ile dolanan bir adam vardır. Bu adam bütün bir caddeyi gün boyu gezer ve dilenir. Bu adamın kalçasından aşağı iki bacağı da yoktur. Diğer yandan Ziraat Bankası önünde her gün oturan ve önünde vergi iade zarfı, kalem, silgi, zımba, selpak satan bir adam vardır ve aynı şekilde kalçasından aşağı iki bacağı yoktur.

Dilencilere allah rızası olarak vermiş olduğunuz her bir kuruş iki katı olarak her TC vatandaşından çıkmaktadır. Demek istediğim o ki benim cebimden yıllık 130 TL çıkmasını sağlamazsanız sadece ben değil, 70 milyon insan mutlu olabilir.

Saygılarımla...


(Fotoğraflar -sırası ile-:Tomas CASTELAZO, Richard OVERTOOM)

5 yorum:

serkan dedi ki...

Yazdıklarında sonuna kadar haklısın ve okudukça insan daha da uyuz oluyor.
Ama işin bir de şurasından bakalım. Bana göre kayıp sermayenin küçük kısımları bunlar.
Ya dönen rantlara ne demeli? Hiç sermayeye bile dahil edilmeden cebe indirilen paralar?

Bu dandirik kapitalist sistem devam ettikçe bunlar olacak bana göre. Önüne geçilemez!
Dünyanın kağıt üzerinde sol tarafı refah içinde yaşarken sağ tarafı da ezilmeye mahkum olacak ne yazık ki.

Zizà dedi ki...

Senin bahsettiklerin zaten düzenin çivisi çıkmış kısmı... Ama tüm bunların olmasının sebebi yine biziz buna izin veren bir halk olarak.

Yoksa kurtaramayacağımız, daha bize bile ulşamadan belli yerlere indirilen sermaye var mı var, hemde nasıl...

serkan dedi ki...

Artık halkla alakası yok yani bunun. Zamanında sokaklara döküldü millet de ne oldu?
Artık çok geç bence.

Ama dediğin gibi en azından dilenci olayından kurtulup bir şeyler yapmaya çalışabiliriz. Ama elbet onu da cebe indirecek birileri mutlaka çıkar be Azizim. Sana, bana kalmaz o para bilesin. :)

Zizà dedi ki...

kaç kişiyiz abi şunun şurasında, millet yine mal, yine mal... :)

serkan dedi ki...

hehehe :)

Instagram

En Son Yazılar

recentposts

Ne İzliyorum?

StZiza