masal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
masal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2013

Cadı'ya Masallar - II

Şubat 21, 2013

Merlow ve İcatları

Bir varmış, bir yokmuş, hikayeler anlatıladururmuş. Değirmen su taşırken, aylar akar geçermiş. Develer tellal olur, tek boynuzun masalını çığırırlarmış...

Penceresinden ayları sayarmış Merlow, geçirdiği zamanı takip edebilmek için. Kasabaya geldiğinden beri dört yeni ay geçmiş. Geçmiş zaman geçmesine ama, Merlow bir sürü nicelikler öğrenmiş...

Palyaço ile konuştuktan sonra kasabaya dönen Merlow, bir ahşap atölyesine gider. Fakat bu ahşap atölyesi öyle sıradan bir yer değildir Merlow için. Bu ahşap atölyesinin ustası, oyuncak üretmektedir. Hikayenin meşhur Gepetto ustası gelir aklına hemen Merlow'un. Yanına çekine çekine gittiği oyuncak ustası, şişman, sakallı ve gür saçlı birisidir. 

Merlow'u görünce kaşlarını çatarak bakması, beklemediği bir karşılamadır Merlow'un. "Korkuttum mu seni, ufaklık?" derken gülümsemeye bırakır yüzündeki ifadeyi usta, bir yandan köşede duran gözlüklerine uzanırken.
 - Gözlerim görmez benim pek, ama ne zaman ki, görmeye ihtiyacım olmayacak kaba işlerle uğraşırım, atarım  bu camları bir kenara...
 - "Ben...." der Merlow çekine çekine...
 - Sever misin oyuncakları? 
 - Eh...

 - Eh mi, oyuncak sevmeyen çocuk mu olurmuş ufaklık?
 - Kitap severim ben çok... Yıldızları bir de... Bir de.... Iııı... Gökkuşağı'nı... 
 - Söyle o halde akıllı bıdık, adın ne, ne ararsın buralarda tek başına?

İlk başta biraz çekine çekine, sonra sakallı oyuncak ustası Petrov'un gülümseyen yüzünü gördükçe, heyecanla, anlatır hikayesini Merlow. Uzunca bir diyaloğa tutuşurlar Petrov usta ile, çocukça olduğu kadar olgun da bir diyaloğa... İşte Merlow'un ahşabın dilini öğrenmeye başlaması bu minik atölyede, böyle başlar.

Becerikliliği, Merlow'u kısa sürede iyi bir çırak haline getirir. Çalışkan bir çocuk olan Merlow, kısa sürede ahşaptan iyice anlar hale gelir. Bunu akşamları, arta kalan ağaçları, yontarak, onlarla yeni aletler yaparak gerçekleştirmiştir. Merlow geçen dört aydan sonra, artık gitme vaktinin geldiğini bir akşamüstü yağan bahar yağmurundan anlar. Gökkuşağı'nı görür görmez gözlerinin önüne gelir yine Tek boynuz...

Ancak bu sefer kendini apar topar yollara atmaz. İşe koyulur. İşine yarayacak güzel aletler yapar kendine ahşaptan. Sandığının tekerleklerini yenileyerek başlar işe...

2 haftasını hazırlıklarıyla geçirdikten sonra, vakit gelmiştir Merlow için. Ustası ile vedalaşır yola koyulmak üzere. Ustası, sandığına, Merlow için hazırladığı çeşitli, ufak tefek, yontma aletlerini bırakır...
 - Petrov ustanı unutmayacaksın Merlow, yoksa bozuşuruz senle?!
 - Unutmam usta!
 - Aferin, delikanlı... Büyüyorsun artık. Yolun açık olsun demek düşer bana, ama burada bir evin olduğunu da hiçbir zaman unutma. Ben sadece minik bir tohum serptim sana öğrettiklerimle. Ve biliyorum ki, sen o tohuma çok iyi bakacaksın, büyütüp güzelleştireceksin.. Gökkuşağı'na gelince de...

Petrov kulağına yaklaşır Merlow'un ve bir şeyler fısıldar kulağına. Merlow'un ustasını bıraktığı için asık olan suratı yerini tatlı bir gülümsemeye bırakır ustasının kulağına fısıldadıkları ile... Sarılır boynuna kocaman Petrov ustanın ve koyulur yoluna... 

Hafiften yağmur başlar Merlow kasabayı terk ederken  sanki kasabanın gözyaşlarıymışçasına ve yola koyulur Merlow, Gökkuşağı'na...


(Resim: Ernst Juch'un Toy Maker isimli tablosu)

22 Ekim 2012

Cadı'ya Masallar - I

Ekim 22, 2012

Merlow ve Sandığı

Bir varmış, bir yokmuş, hikayeler anlatıladururmuş. Zaman geçer, su dereden akarmış. Ay ışığı geceyi aydınlatırken, periler masalları çocuklara fısıldarmış...

Yine Ay ışığının aydınlattığı bir gecede annesinin ona anlattığı masaldan öğrenmiş tekboynuzların ne olduğunu, Merlow. Gökkuşağı her zaman, güzel ve çekicidir her yaş için. Hele bir çocuk için ise, daha güzel ve alımlıdır.  Merlow'un bu geceye kadar bilmediği şey ise, gökkuşağının bir ucunda olduğu söylenen hazinenin başında bir tekboynuzun beklediği imiş.


Merlow, idealist olmasına idealist, ancak kendi içine kapanık bir çocuk. Arkadaşlarıyla pek oynamaz, kendi kafasında binbir türlü hayaller kurar, okuduğu kitaplardan bildiği kahramanlarla da bu hayalleri bezermiş. Ne var ki, bu hayalleri, annesinin o masalı anlattığı geceden sonra, hep bir tekboynuza bağlanmış adeta. Kafasından atamamış bir türlü, gökkuşağının ucundaki hazineyi değil de, onu bekleyen tekboynuzu... 

İşte cin fikirliliğini kullanıp, evden kaçmasına sebep olan hayal de bu olmuş. Bir gece, odasında eşyalarını sakladığı sandığa, oyuncaklarından bozma iki tekerlek takan Merlow, o geceyi karşılayan sabahla beraber, henüz Güneş uyanmadan, evinden kaçar... Derdi, tekboynuzu bulmaktır, gökkuşağına doğru yürüyüp. Merlow zeki bir çocuk, okuduğu kitaplardan gökkuşağına ulaşmanın zor olduğunu çok iyi bilmesine rağmen, hayallerine sığdıramadığı o tekboynuzu görmek pahasına dökülür yola...

Artık ev uzaktır Merlow'a ve sandığı hayatı olmuştur ona. Yer yer ürküp, içinde uyuduğu sandığı, evi oluverir bundan sonraki günlerinde...

Geceleri oturup yıldızları izlerken tekboynuzu düşünür yine hayallerinde; morlu, yeşilli yelesi olduğunu hayal ettiği beyaz bir tekboynuz. Boynuzu ise tarif edilesi değildir, sanki en değerli taş, en değerli mücevherat yanında hiç kalır... Tüm bu hayallerden sonra kendi çelişkisine düşüp lanet eder yıldızlara ve yağmurun gelmesini ister, günün ilk ışığıyla...

Günler geçer... Merlow bezgin bir şekilde dolanmakta iken, bir palyaço ile karşılaşır yolda... Palyaço, kasabadan az biraz uzakta bir yerde, eşyalarını toplamaktadır, başka kasabalara, başka çocuklara ulaşmak için. "Merhaba" der Merlow, çekine çekine:

 - Hooo! Merhaba genç delikanlı! N'aparsın buralarda, gösteriyi çok mu sevdin yoksa?

"Evet!" der Merlow, yine çekinerek...

 - Adın ne bakayım senin ufaklık?
 - Merlow benim adım.
 - Söyle bakalım Merlow, ne taşıyorsun o sandığının içinde, oyuncaklarını mı?
 - Evim o sandık benim, eşyalarım var içinde...
 - Nasıl yani!? Sen evinden uzak olmak için biraz genççe değil misin?
 - Gökkuşağı'na gidiyorum ben! Günlerdir yollardayım...

Şaşırır palyaço, bir yandan Merlow'u ne kadar sıradan bir çocuk gibi görmeye çalışsa da, gözlerindeki kararlılık şaşırtmaktadır onu. Konuşmaya devam ederler bir süre daha Merlow'un serüveni üzerine ve Palyaço bir şeyi itiraf eder:

 - 22 yıl önceydi, küçüğüm. Evimi barkımı bıraktım, yollara koyuldum. Amacım Gökkuşağı'na erişmekti, aynı sen gibi. Ama ben hazinenin, zenginliğin peşinde idim. Dolandım, dolandım, dolandım... Erişemedim ona. Sonra hayatımı yoluma koymak için gökkuşağının renklerini saçıma, yüzüme, kendime bezeyip, insanlara şebeklik yaparak para kazanmaya, karnımı doyurmaya başladım. Anladım ki gökkuşağı benden çok uzaktı... ve sonunda bıraktım. Artık derdim, kendim bulamadığım mutluluğu kasabalı çocuklara ve büyüklere verebilmektir. Ancak sana benden bir tavsiye, gökkuşağı kolay erişilir bir şey değildir... Dikkatli ol, harap olma bu yollarda, Gökkuşağı izinde, sandığın peşinde...

Vedalaşırlar palyaço ile... Merlow'u bu konuşmalar üzerine bir sürü korku ve bir dizi endişe sarmıştır. O gün palyaçoyu izlediği kasabaya geri döner Merlow, hem biraz olsun dinlenmek, hem de küçük bir dükkanda karın tokluğuna çıraklık yapmak için...


(Çizimler (sırası ile): Ulla Hennig, Sabra A. Scherer)

Ne İzliyorum?

StZiza

En Son Yazılar

randomposts