Diren Hayat?!

Cuma, Aralık 13, 2013 H.Aziz Kayıhan 0 Yorum

Tarihler 31 Mayıs'ı gösterdiği dönemlerde zaten gergindim gereğinden fazla aslında. Gerginliğin sebebi okul, ders, iş, gelecek gibi kaygılardı. 


Bir çok şeye karar vermem gereken bir süreçten geçiyordum zaten. Tam olarak Nisan ayının ortası, kısa vadeli hedef ve amaçlarımı tükettiğim bir nokta oldu sanki. Kafamda, ne kadar yapılacak şeyler olsa da, bir çok şeyi düşünüp, derlemek, toparlamak gerekiyordu. Ancak kafadaki her planı belli bir uygulamaya koymak o kadar kolay değil her zaman. 

Bu sürece kadar 1,5 aydır yaşadığım buhranla uğraşırken, 31 Mayıs Gezi olaylarının patlak verdiği gün oldu. Bu durumlarda olaylar "neler oluyor?" demeye kalmayacak bir hızda gerçekleşiyor. Hepinizin bildiği sıkıntıları ayrı ayrı buraya yazmayacağım, (özellikle de her birinizin görüşleri ne kadar birbirinden farklı olsa da, her biriniz için o günlerin sıkıntılı olduğu açıkken) detaylarını bir çok yerde bulabileceğiniz için.

Tüm bunlar esnasında 7 Haziran'da ev sahibimizin kendi evine taşınacak olması sebebi ile 6 Haziran'da evden taşınmamız gerektiğini anladık. Tabii ki süreç böyle pat diye olmadı ancak 1 ay daha kalabilecekken, ev sahibinin son dakika kazığına maruz kalmamak için bu kararı aldık. 7 Haziran'da koca bir gün gezdikten sonra bir çok alternatif arasından sevdiceğin katkıları ile sokağın karşısında bir daire bulduk! Ne güzel. Sözleşme, anlaşma, doğal gaz işleri vesaire derken 8'inde başladık taşınmaya (evet, bu kadar hızlı). 

Biz başladık başlamasına ancak apartman yönetimi yolumuzu kesip "taşınamazsınız!" demekten kendini alıkoymadı. Bekar olmak gereğinden fazla sıkıntı bu ülkede. Özellikle Kayseri'de bu açıdan sizi potansiyel tecavüzcü olarak görmeleri cabası. Ev sahibinin onay verdiği, anlaştığınız bir evde komşularınız sizi istemezse orada kalmamalısnız değil mi(!) Buradaki insanların görüşleri bu yönde. 

Bundan sonraki süreç karşı komşunun kapımıza gelip bizi tehdit etmesi, karşılıklı şikayetler, ev sahibinin alttan alta baskıya gelemeyip bize gidin demesi üzerine (bu konuşma geçmeden biz zaten kendimiz taşınmayı da kafaya koymuştuk), yeni daire arayışları, o evde geçirilen kabus gibi 3 haftalık süreç... 


Bunlar sıkıntının sadece bir boyutunu gösteriyor. Tüm bu süreçlerde ülkenin karışık olması, okulda saçma sapan durumlar yaşamam, SGK'nın amaçsız (yanlış) bir şekilde sağlık güvencemi kesmiş olması, doğal gaz, telekom, ve dahası... Maddi sıkıntıları göz önüne bile almıyorum. Sadece şunu biliyorum: Nisan ortasından Eylül başına kadar hayatımın en stresli, en sıkıntılı dönemini yaşadım. O dönemde yaptığım her şeyden vazgeçmem hiç de zor bir şey değildi. Beni tutan, mutlu eden, sevdicek oldu. Zaten onun varlığı ve yaptıkları olmasa, o süreçten fiziksel olarak çıkmış olsam da, ruhsal olarak çıkmam mümkün olmayacaktı. Pes etmemem konusunda da en büyük ilham ev arkadaşım oldu, kendisinin de pes etmeyi inatla istediği dönemler olduğu için belki de...

Tekrar yakaladım aynı mutluluğumu bu geçen süreç içerisinde ama o 5 ay beni 5 yıl yaşlandırdı adeta.


Sonra zaten Güneş açtı, gün yüzünü gösterdi ve o dönemde, bana, bize karşı yapılan şeyler bir şekilde kendini affettirdi. Hayata direnince, bir yerden sonra geriye bir kazanım elde ediyor insan. Ya da en azından bulmak isteyen insanlar bir yerden sonra görebiliyorlar aradıklarını ve çözümleri. 

Yazarken bile gerildiğim için hiç detaya girmedim ancak şu an tek önemli olan şey ne kadar kötü bir dönem olsa da tecrübesi paha biçilemez... 

0 yorum: