bilimSel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilimSel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2010

Déjà vu

Aralık 23, 2010
On resimlik bir foto galeri içerisinde bu şekilde çok yavaş ilerleyeceğimin farkındayım ancak bir sonraki resimde ise Déjà vu'nün  bir sır olduğu ve açıklanamadığı söylenmiş. 

Bu sefer uzunca yazmayacağım. Kabaca bir açıklama yapmak gerekirse Déjà vu'nün ne olduğuna dair:
İnsan hafızası genel olarak iki bölümden oluşur. Bunlara birinicil ve ikincil hafıza deniyor. Hafızamızın bu şekilde iki bölümü olmasının sebebi, şu anda yaşıyor olduklarımız ile geçmişte yaşadıklarımızı ayırt edebilmemiz. Genel olarak içinde bulunduğumuz 20-30 saniye sürecinde yaşanan olaylar birincil hafızada tutuluyor ve burada eskiyen hafıza, ikincil hafızaya gönderiliyor ve biz o anı şu an yaşamadığımızın bu şekilde farkına varıyoruz. 

Zaman zaman beynimizde gerçekleşen küçük bir kısa devre sonucu anlık yaşadığımız olaylar direk olarak ikincil hafızaya gönderiliyor. Biz hissiyatımızdan kaynaklı olarak o anda olduğumuzu bildiğimiz halde hafızamız bize aksini söylüyor ve Déjà vu dediğimiz olayı yaşıyoruz.

Tanımlanan Uçan Cisim

Aralık 23, 2010
ntvmsnbc foto galerilerinden birinde, bilimin çözmediği şeyleri ortaya koyuyor. Bunlardan birisi ise şu:

"UFO'lar

Birçok insanın gökyüzünde Tanımlanamayan Uçan Cisim(UFO) gördüğü yadsınamayacak bir gerçek. Konu hakkındaki tartışma ise tanımlanamayan bu cisimlerin meteor, uçak veya meteroloji balonu mu yoksa dünyadışı varlıklara ait uzay gemileri mi olduğu hakkında. Bilim adamları evrenin büyüklüğü düşünüldüğünde ‘uzaylı’ların gezegenimizi ziyareti pek olası görmüyor ama uçan objeler hâlâ tanımlanamıyor."




Şimdi irdeleyelim:
   -Birçok insanın gökyüzünde tanımlanamayan uçan cisim gördüğü yadsınamayacak bir gerçek olarak verilmiş ama ben bugüne kadar "tanımlanamayan bir cisim gördüm" (hayatlarının herhangi bir döneminde) diyen görmedim. Cümle eğer "Birçok insanın gökyüzünde tanımlayamadığı uçan cisim gördüğü yadsınamayacak bir gerçek" şeklinde verilseydi anlamlı olabilirdi. Zira mesela, birçok insan yapay uyduların geceleri çıplak gözle gökyüzünde görülebildiğini bilmez ve çok büyük bir çoğunluk bunları UFO olarak yorumlar. Çünkü yapay uydular, gökyüzünde herhangi bir anda, herhangi bir yerde bir anda belirir ve gittikçe parlaklaşır. En yüksek parlaklığa ulaştıktan sonra da sönükleşip gözden kaybolur. Bazen bir tane görebilirken, zaman zaman 5 tanesini yanyana görebilirsiniz. Bu tür uydu geçişleri bir gece boyunca çok sık meydana gelir.

  -Konu hakkındaki tartışmadan bahsedilmiş ancak bilim camiası içerisinde böyle bir tartışma yok. Bu yorumu, "Bilimin çözemedikleri" başlığı altında yazılmış olmasından ötürü yapıyorum zira, bilim camiası ile medya ve ufocular arasında bırakın tartışmayı, savaş var.

  -Uçan objelerin hâlâ tnaımlanamadığı da söylenmiş yazıda ancak bugüne kadar belgelenmiş ve ne olduğu tanımlanamamış bir cisim yok. En azından henüz yok. Dünya'da her gece yüzlerce teleskop optik, x-ışını, gama ışını, radyo, mikrodalga, kızılötesi bölgelerde her gece gökyüzünü gözlemlediği halde bugüne kadar hiçbir gözlemevi tarafından rapor edilmiş tanımlanamayan bir cisim yok.

Sonuca gelirsek efendim, "yok dünya dışı yaşam" diyerek kestirip atan insanlar değiliz biz bilim insanları ancak uzaktan bakıp gördüğümüz serabı göl zannetmiyoruz.

27 Ağustos 2009

Fırtına - Yığılma

Ağustos 27, 2009
Kendi içimizde müthiş bir kavram karmaşası yaşıyoruz. Ya da yine medya sansasyonel kelimeleri kafasına göre seçip olması gerekeni bize yanlış gösteriyor.


Bu sabah 06.34'te meydana gelen deprem beni, konuyu biraz daha araştırmaya itti. "Yine bir Deprem Fırtınası mı geliyordu?", kafamda oluşan soru bu idi araştırmaya başlarken. Ege bölgesinde sık sık yaşanan bir durum bu. Özellikle Denizli, Muğla ve İzmir'de. 24 saat içerisinde 2,5 ile 5,5 arasında gerçekleşen yaklaşık 100 - 250 depremden oluşan sürekli bir faaliyet durumu. Bu konuda kesin hükümler veya bilimsel yargılar yok henüz ama yıllardır yaşadıklarımıza nazaran şunu söyleyebiliyoruz: Genel olarak bir deprem fırtınası 5 ile 6 arasında şiddette bir deprem ile başlar ve yine benzer büyüklükteki bir depremle sona erer.

Deprem denen şeyi ilk defa hissettiğimde 8 yaşındaydım. Evde mahalleden bir çok kişi toplanmış muhabbet ediyorlardı. (Eskiden komşuluklar iyiyken çok sık toplanırdı bizim sokak insanları....) Muhabbet sırasında benim dikkatimi çeken, herkesin muhabbetin en olmadık yerinde, muhabbeti çat diye kesip ağız birliği yapmışçasına kelime-i şehadet getirmesi oldu. Bir değil, iki değil derken dayanamayıp anneme sordum ve aldığım cevap benim için ilginçti. O gecenin devamında benim de hissettiğim 10 deprem daha oldu. İlginçti ve ürkütücüydü çünkü üstünde bizleri taşıyan o kocaman evler, benim okey taşlarından yaptığım ev misali zangır zangır sallanmaktaydı...

Konuyu dağıtmayayım.

Araştırma sonucunda biraz daha bilgilendim, biraz daha öğrendim ve bir durumu fark ettim: Batı Anadolu Fay Hattı'nın gösterdiği bu çeşit faaliyet "Deprem Yığılması" (Earthquake Swarm -yığılma olarak Türkçeleştirmeyi daha uygun buldum-) olarak adlandırılmaktaydı ve belirli bir bölge de bir haftadan bir kaç aya kadar gerçekleşen faaliyetler bütünü idi.

Deprem Fırtınası dediğimiz olay ise bizler için daha ürkütücü. Deprem fırtınaları, bir fay hattının belirli bir zaman zarfında gösterdiği ve genellikle birbirini tetikleyerek oluşturduğu büyük ölçekli deprem faaliyetleri olarak tanımlanıyor. Bu sefer belirli bir zaman zarfından kastımız 100 yıl gibi büyük zaman ölçekleri.

Bu tarz faaliyetler Bronz çağının son dönemlerinde sıklıkla rastlanan faaliyetler. Roma İmparatorluğunun geç dönemlerinde de gerçekleşmiş.

İşte işin ürkütücü kısmı da burada başlıyor, şu cümleler ile: "These series of earthquakes can devastate entire countries or geographical regions.", "It has been suggested that this is what may be occurring in modern day Turkey"

("Bu tür faaliyetler ülkeleri ve coğrafi bölgeleri tahrip edebilir.", "Bu tür bir faaliyetin günümüz Türkiye'sinde gerçekleşiyor olabileceği öne sürüldü.")

Biz sanki yeni bir deprem yığılması ile karşı karşıyayız efenim ama ne var ki hiçbir doğal afet, düşmanımı bile vurmasını isteyeceğim bir şey değildir. Biraz bilinçlenmemiz gerekecek tüm bunlara karşı. Depremin olup olmayacağı, ne zaman olacağı önemli değil. Her yıl 5 ile 9 şiddetleri arasında ortalama 1000 deprem gerçekleşmektedir. Bu yoğunluk içerisinde bizim yapmamız gereken zaman ve mekan tayini değil, depreme en sağlam şekilde hazırlanmaktır, dünyanın her neresinde olursak olalım.

Dilerim her türlü felaket sizlerden uzak olur...

Ne İzliyorum?

StZiza

En Son Yazılar

randomposts